Vildan Gülgün

Vildan Gülgün
@Badeiemir
Puan vermedi·440 syf.··
2026 7. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 23:19
“Annemin Uyurgezer Geceleri” akıcı ve merak uyandıran bir başlangıçla açılıyor. Yazarın dili sade ve okunaklı; hikâyeye girmek oldukça kolay. Ancak kitap ilerledikçe anlatı, kuşaklar boyunca tekrar eden kadın hikâyelerine odaklanıyor. Kendinden yaşça büyük biriyle evlenmek, ikinci eş olmak ya da evliliğin çoğu zaman bir tercih değil bir sığınma biçimi haline gelmesi… Sanki kader, anneden kıza aktarılan görünmez bir miras gibi. Kitabın düşündürücü tarafı tam da burada: Bir insanın hayatının, ondan önce yaşamış kadınların kaderiyle ne kadar benzeşebildiğini gösteriyor. Buna rağmen ortalarda fazla detaya girilmesi ve bazı bölümlerin gereğinden uzun anlatılması okuma temposunu düşürüyor. Üstelik kitabın asıl duygusal yoğunluğunun ve ana fikrinin son elli sayfaya sıkıştırılmış olması, hikâyenin biraz gereğinden fazla uzatıldığı hissini bırakıyor. Yine de dili anlaşılır ve akıcı. Özellikle kuşaklar arası kader ve kadın hikâyeleri üzerine düşünmeyi seven okurlar için ilginç bir okuma olabilir.
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20266,8bin okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Puan vermedi·160 syf.··
2026 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2026 23:26
“Annem öldüğü anda ben doğdum.” cümlesi kitabın bütün ruhunu veriyor zaten. Jamaica Kincaid burada bir anne sevgisini anlatmıyor; annesizliğin bir insanın karakterine nasıl yerleştiğini anlatıyor. Xuela’nın sesi çok net ve mesafeli. Sevgiye inanmadığını açıkça söylüyor, kimseye ait olmamayı bir güç gibi taşıyor. Ama okurken bunun biraz da bir savunma olduğunu hissediyorsun. Sanki kırılmamak için en baştan bağ kurmamayı seçmiş. Roman boyunca sıcak bir duygu yok. Anne figürü zaten yokluk üzerinden var oluyor. Bu yüzden kitap bir özlem hikâyesi değil; daha çok bir kabullenme ve sertleşme hikâyesi gibi. Kısa ama yoğun. Bitirdiğimde içimde duygusal bir boşluk değil, daha çok insanın kendi yalnızlığıyla yüzleşmesi kaldı.
Annemin OtobiyografisiJamaica Kincaid · Jaguar Kitap · 2023605 okunma
Puan vermedi·477 syf.··
2025 17. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2025 23:23
İntermezzo, babalarını kaybeden iki kardeşin sadece yasla değil, birbirleriyle, geçmişle ve kadınlarla kurdukları karmaşık ilişkilerle yüzleşmelerini anlatıyor. Abi, hem koruyucu hem kıskanç, ama aynı zamanda kardeşinin yükünü taşımaktan kaçıyor. Küçük kardeş, kendinden yaşça büyük bir kadınla duygusal bir denge ararken; abi, bir yandan kendinden küçük sevgilisiyle, bir yandan da kopamadığı eski sevgilisiyle savruluyor. Her ilişki biraz eksik, biraz tedirgin, biraz da bir boşluğu doldurma çabası gibi. Sessiz, çok şey söylemeyen ama söylediklerini insanın içinde bir yerlere bırakan bir kitap.
İntermezzoSally Rooney · Can Yayınları · 20244,387 okunma
Puan vermedi·448 syf.··
2025 15. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2025 10:47
Ahmet Ümit’ten okuduğum ilk kitaptı. Konusu ilginçti: bir cinayet soruşturması üzerinden kimlik, geçmiş ve aidiyet meseleleri işleniyor. Ama anlatım tarzı beni oldukça zorladı. Karakterlerin her düşüncesi, her hareketi uzun uzun yorumlanmış. Bu da hem tempoyu düşürdü hem de okuma keyfimi azalttı. Polisiye gibi başlasa da aslında daha çok politik ve psikolojik bir roman. Anlatımındaki yoğunluk bazı okurlar için derinlik olabilir ama ben zaman zaman boğulduğumu hissettim. Yine de Ahmet Ümit’le tanışmak açısından farklı bir başlangıç oldu.
Yırtıcı Kuşlar ZamanıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202413,1bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2025 11. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2025 00:26
“Hayat başlıyordu… ama ölüm geldi.” Paul Kalanithi’nin Son Nefes Havaya Karışmadan adlı kitabı, yalnızca bir doktorun değil, aynı zamanda bir insanın hayatla, ölümle, kimlikle ve anlamla yüzleşmesinin içten bir anlatısı. En çok da beni etkileyen; yıllarca başkalarının hayatı için mücadele eden, onlara umut olan bir beyin cerrahının, kendi bedenindeki amansız hastalığa karşı çaresiz kalışıydı. Bir yanda bilimsel soğukkanlılıkla kabulleniş; diğer yanda, her insan gibi korkularla, hayal kırıklıklarıyla gelen kırılganlık… Paul, her iki haliyle de hem çok güçlü hem de çok gerçek. Ve belki de en çarpıcı olanı, “hayat tam başlıyordu” dediği anda, veda etmeye başlaması. Kitabın her satırında ölümün gölgesine rağmen yaşamı kucaklayan bir tutku var. Ölümle yüzleşirken bile yaşama katkı sunma çabası, eşsiz bir iz bırakıyor. Bir doktorun, bir düşünürün, bir eşin, bir babanın gözünden hayatın anlamına bakmak için çok derin, çok dokunaklı bir yolculuk bu. “Ölümle yaşamak, onu kabullenmek değil, onunla dans etmektir.” “Hayat ne kadar kısa olursa olsun, anlamı o kadar büyüyebilir.” Herkese değil ama bir gün herkesin ihtiyacı olabilecek bir kitap…
Son Nefes Havaya KarışmadanPaul Kalanithi · Altın Kitaplar · 20162,619 okunma