Schrödinger’in felsefi sorunu şu: Bir kediyi, biraz siyanür gazı, radyoaktif bir atom ve enerji sezdiği anda çalışmaya programlanmış bir çekiçle aynı kutuya koyarsan ne olur? Eğer radyoaktif atom hareketlenirse, çekiç şişeyi kıracak, gaz dağılacak ve kedi ölecek. Atomda bir hareketlenme olmazsa, o zaman çekiç hareket etmeyecek ve kedi yaşayacak. Ama sen kutuyu açıp da atomu gözlemleyene kadar o ne hareketli, ne de hareketsiz, ikisinin olasılıklı bir birleşimidir. O zaman soru şu: Kutu kapalıyken kediye ne olur?”Caine bir an için düşündü “Herhalde...” Birden sustu ve gülümsedi. “Şimdi anladım; atom teorik olarak aynı anda iki durumdaysa o zaman kedi de öyle. O da aynı anda hem ölü, hem de diri; ta ki kutuyu açıp atomu gözlemleyene kadar. O zaman da kedi kesinlikle bir durumda veya bir diğerinde olur; yani ya ölüdür ya diridir.”
Lafa gelince herkes, "Ben kendi kendime yetiyorum," der ama bu, duygusal olarak mümkün değildir. Hepimiz diğer insanların sevgisini arzularız. Bunda anormal bir durum yok, sadece aşırı olursa işte o zaman sıkıntı çıkıyor. İnsan böyle bir durumda kendi olmaktan çıkıyor, karşı tarafın arzuladığı "șey"'e dönüşüyor. Ama ara sıra kendime şunu hatrlatmam gerek, bazen birilerinin bizi sevmesi çok güzelken bazen kötü olabilir. Ben kendi adıma, "İyi ki bu insanlar beni sevmiyor," dediğim zamanlar oluyor.