''Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı, özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. Tedirgin etme beni. Bu sefer geride bir şey bırakmadım. Tasımı tarağımı topladım geldim. Neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. Beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim. Bir kere çavuş olduktan sonra bir daha amelelik yapamayan zavallı köylüye dönerim. Beni uyandırma.
Ne gördün bütün kapıların birer birer kapandığı bu dünyada?
Hangi kusurunu düzeltmene fırsat verdiler?
Son durağa gelmeden yolculuğun bitmek üzere olduğunu haber verdiler mi sana?
Birdenbire: "Buraya kadar!" dediler.
Oysa, bilseydin nasıl dikkatle bakardın istasyonlara; pencereden görünen hiçbir ağacı, hiçbir gökyüzü parçasını kaçırmazdın.
Bütün sularda gölgeni seyrederdin.
Üstelik, "daha önce haber vermiştik" derler.
“Her şeyin bir sonu olduğunu genel olarak belirtmiştik.
Yaşarken eskidiğini ve eskittiğini söylemiştik."
Müthiş bir üslup, müthiş bir kurgu… Belki de ilk kez bir polisiye romanı okuduğum için bu kadar beğendim bilmiyorum ama bir çırpıda, nefes nefese bitirdim kitabı. Çok sürükleyici ve etkileyiciydi. Ayrıca polisiye olması bir yana Yunan mitolojisi hakkında da fazlasıyla bilgi veren bir kitap olmuş. Hasılı son sayfasına kadar heyecanla okudum.