O babalarımız ki, soğuktular, gülmezlerdi, okşamaz ve öpmezlerdi ve biz onları hep severdik... O babalarımız ki gözlerinin içine gözlerimizi diker, bir sözcük, bir doku nuş beklerdik boşu boşuna... O zamanlar bilemezdik, onlar erkektiler ve erkekler duygularını belli etmemeliydiler. Onlara anneleri böyle öğretmişti, şimdi onlar da çocuklarına katılığı, duygusuzluğu, baskıyı, kısıtlamayı öğretiyorlardı. Erkekler efendiydiler ve herkes onlara saygı göstermeliydi ve e fendiler duygularını belli etmemeliydi. Duygularını belli etmeden, sevmeden, okşamadan birer birer gittiler, gidiyorlar.