"Öyle bir gülüşü var ki; balık görse unutmaz,kelebek görse ömrü uzar.Öyle bir gülüşü var ki; yaza çevirir kışları, papatyadan taç giyer iklimim...Öyle bir gülüşü var ki; sanırsın uzaya ilk roketi yollamışız, sanırsın eriğin kilosu bir liradan ucuz, sanki güzelliği yedi cihana ibret olsun diye yaratılmış.Öyle bir gülüşü var ki; görünce gökkuşağında sekizinci renk çıkıyor.Öyle bir gülüşü var ki; sanırsın Türkiye dünya kupasını kazanmış. Lisede son iki dersin beden olduğunu öğrenmek gibi, avuçlarındaki kuşları gökyüzüne bırakmak gibi.Öyle bir gülüşü var ki; kahve gibi...Bir kez bakınca, hatırını ödemek için kırk yıl yanında olmayı istemek gibi..."
Zeynep Sahra
Dünyada sizden, yani bütün erkeklerden niçin bu kadar çok nefret ediyorum, biliyor musunuz? Sırf böyle en tabii haklarıymış gibi insandan birçok şeyler istedikleri için. Beni yanlış anlamayın, bu taleplerin muhakkak söz haline gelmesi şart değil. Erkeklerin öyle bir bakışları, öyle bir gülüşleri, ellerini kaldırışları, hulasa kadınlara öyle bir muamele edişleri var ki... Kendilerine ne kadar fazla ve ne kadar aptalca güvendiklerini fark etmemek için kör olmak lazım. Herhangi bir şekilde talepleri reddedildiği zaman düştükleri şaşkınlığı görmek, küstahça gururlarını anlamak için kafidir. Kendilerini daima bir avcı, bizi zavallı birer av olarak düşünmekten asla vazgeçmiyorlar. Bizim vazifemiz sadece tabi olmak, itaat etmek, istenilen şeyleri vermek. Biz isteyemeyiz, kendiliğimizden bir şey vermeyiz. Ben bu ahmakça ve küstahça erkek gururundan tiksiniyorum. Anlıyor musunuz?