Victor Hugo'dan kısa sayılabilecek ama insanda çok derin izler ve düşünceler bırakan bir eser. Bir idam mahkumunun, mahkumiyetinden, giyotinle idam edilişine kadar geçen zamandaki iç dünyasını yansıtan muhteşem bir kitap.
Eser, edebiyatın en hümanist romanlarından biri olarak kabul ediliyor. Zira odağında insan olan Victor Hugo, adalet sistemlerinin gerçekte ne kadar adil olduğunu sorgulatmak istemiş size.
Ölüm saatini bilen bir idam mahkûmu… Kral, yargıç, savcı, avukat, tanıklar, jüri ve rahip… Tüm bunlar arasında suçlu olan gerçekten sadece idam mahkûmu mu? Peki ya tiyatro izler gibi idamı izlemek isteyen şuursuz halka ne demeli? Ölünce arkasında felakete uğrayacak hayatlar bırakacak birinin ölümü, topluma gerçekten fayda sağlayacak mı? Ya da hapishaneler ve hapishanelerdeki insanlık dışı uygulamalar insanlığı ne kadar öteye götürüyor?
İşte kitabı okurken tüm bunları sorguluyorsunuz ve adeta idam mahkûmunun yerine geçiyorsunuz. Onun insanlardan tiksinmesine veya insanlara acımasına, ailesi ve kızıyla olan duygusal bağına ve ruh halindeki sarsıntılara şahit oluyorsunuz.
Anlatımı gayet açık ve sade olan eserin psikolojik tahlillerini çok beğendim. Edebiyatseverlere tavsiye eder.
Keyifli okumalar dilerim.
Bir an için bile olsa kendilerini giyotin sehpasına çıktığında ağır bıçağın etini ısırdığı, sinirlerini kopardığı, omurgasını parçaladığı birinin yerine koydular mı?