Ali Kemal Evren AYDEMİR

Ali Kemal Evren AYDEMİR
@BakuninX
İnsta: evrenos_beyler Karga Sever Любитель Ворон
Memur
İstanbul Aydın Üniversitesi ABMYO Uygulamalı Rusça Çevirmenlik Bölümü
İstanbul
İstanbul, 1 Ekim
251 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
Hayat bisiklet sürmek gibidir. Dengeyi koruyabilmek için hareket halinde olmalısındır. Albert Einstein
İnsan ve Hayat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Cezası yaşamaktı, istemeden yaptığı kusursuz sevgisinin karşılığı, yalnızca içeride yokluk sınırında var olan bir sanal girdabın bulantısına karışmış öncekinden gürültülü gerçekliğin. Hayır! Nasıl da aldanmıştı kutunun içerisinde Pandora'ya ait olana... şimdi hayatı ile ödenecek bir mahşer defteri vardı karşısında duran, kanlı gözlerle onu tepeden tırnağa süzen. İlginç olan ise ezgisel bir yalnızlıktı, tıpkı bir kadeh şarabın esritici etkisi gibi, hem o da yalnız ve güçsüz değil miydi ki otorite karşısında?.. Ancak bir kafatasının gözlerinden fırlayan bir solucanın hızıyla yaklaşan zamanın, yine güvercin adımlarıyla uzaklaşan devrim seslerinin çınıltısında bekliyordu anın getirisi Deccal sessizliğini ve böylelikle kurbanının girecekti kulağından beynindeki kıvılcıma ulaşmak için... Yine de esin perisi uzun zamandır uğramıyordu, kalemini kıran yargıcın yanına, bu sebepten de celladı kendinde güç buluyordu ipini çekip, haykırarak: « - Hayır! Henüz vaktin gelmedi!..»
Duygu ve Düşünce
Sol anahtarından çıkan dört dörtlük bir nota gibi başlar gün, kimselerden bağımsız ve vurdum duymaz. Ne yani, zorlamayı gerektiren bir boğa mı var karşımda? Hiç işte, sadece bir ritim içerisinde aşağıya doğru uzanıyor silahtan çıkan ateş... Bizim birader soruyor kekin tarifini hiçlikle yoğrulmuş insanlık hamurundan mamül dünyanın nereye yol aldığını. Ne zamandır dönmekte bu şiir tadındaki yuvarlak, işin doğrusu hiç umrumda da değil... İster gel, ister git, yapılması gerekenler bir şekilde yapılır, valizi hazırladıktan sonra düğme deliği büyüklüğündeki yoldan uzanır gidilir boşluğun mekân-uzam neticesine, hiç bir şey olmamışçasına davranır sonra. İşte yapılan da bunun, delilik gibi ele alınan insan yaşamının kurmacasında bittiğini sandığın satırın henüz sonlanmamış olmasıdır. Domuzlar sever pisliklerini yemesini, semirmiş halktan beslenen burjuvazi gibidir.
Duygu ve Düşünce
Gemiler gelir yeni günün doğuşunda ve hiç biri bahsetmez sendeki güzelliğin esamesinden... Tıpkı eski komedi filmlerindeki sahneler gibi solgun, bir salyangoz ağırlığında geçer zamanın berisinde sanki ağlamaklı beklemektedirler birer görgü tanığı gibi. Hayat, insanın içerisinde olan ve yaşam insanın dışında vuku bulan, ikiside birer film misali, aynı ancak üslupta farklılık gösteren. Yelkovan devam ediyor koşuşturmasına, validenin içindeki korkudan gelen paranın naif gülümsemeleri, satar gereksiz palavralarını lafazan insanın... Havadan, sudan konuşur, bir mahkum misali mapushanede vakit geçirir, nedir hayat denen olgunun gizemi? Bir anlamı var mıdır? Ne yapıyon be?! diye sorarken bile, şişeyi vurur masaya, oynadığı kumarın nasıl, ne şekilde ona bir dönüşü olacağını bilmeden. Bir pagan ayininde kendini sunakta yatan kurban gibi görse de hayatı bir cellat olarak görmesi onu aklamaz...
Duygu ve Düşünce
Belki neden olduğunu bilmediğim gel-gitler dünyasında bu aceleciliğin bir uzak diyardan gelen acıklı bir ezgisi gibidir kalabalıklarda var olan yalnızlığım. Terinin ıslaklığıyla yayılmakta buğday tarlalarının sessiz uçsuz bucaksız güzellikteki yalnızlığı, senin var olma nedenini sorgularcasına akıp gidiyor zaman denilen anomali, Peki nedir o vakit bengi vurgulanımların kendi içlerinde bizler için sakladıkları?.. Bunu ne sen ne de ben maalesef bilmiyoruz ve aslada bilemeyeceğiz... belki bir el mezarlarımızı sulamaya geldiğinde, istemdışı yorgunluktan seğiren bir kas gibi yokluğu fısıltısına karışacak geçmişimizin ezgileri ve bir harp çınıltısı ile sonlanıverecek bitmez denilen ilahi senfoni. Bir ağacın dallarına dokunup giden son bir yaprağın fısıltısıyla uzaklarda bizleri bekliyor olacak aldanmışlığın gururu ve bize hafif tebessüm dolu bir serzenişle bakarak, tıpkı çocukluk zamanlarında annelerimizin bizleri içten usulca yataklarımızdan uyandırışıyla sesleniverecek: «- Haydi canım uyan artık!» ЭА
Duygu ve Düşünce