GÖRÜLMÜŞTÜR
Volta atıyor kıyıdan kıyıya
Denizin malta taşlı avlusunda vapurlar.
Minareler ayakta, ifade vermek için,
Ve sırasını bekliyor kız kulesi
Bitmez tükenmez günler boyunca
Daracık bir iskemle de oturarak
Boğaz köprüsü derseniz
Öfkeyle inip kalkan bir elin
Bıraktığı titreşim İstanbul'un suratında.
Yıllar sonra yeniden okudum. Kitabın ortalarına geldiğimde açıkçası biraz yorgun hissettim zihnimi. Çünkü Ahmet çok ayrıntılı ve dolayısıyla da çok uzun anlatıyor her şeyi dedim. Bu da sıkılmama neden oldu kısa bir süreliğine. Gazeteci kıza kızdım biraz da kendimce, başına bir şey gelecek sandım veya Ahmetle birlikte olacak diye düşündüm. Mehmet'in hikayesi de abartılı derece fantastik geldi bana o yüzden de abartma sen de Ahmet dedim, kızı etkileyeceğim diye uydurmaya başladın dedim.
Ancak sona geldiğimde her kelimeyi o kadar dikkatli okudum ki, yanlış anlamış olma ihtimalime karşın. Çünkü bayağı bir ters köşe ediyor bizi Livaneli. Asla böyle bir son düşünemezdim.
" Aşk denen şey bazen yürür, bazen uçar, bazen koşar biriyle birlikte; bir başkasıyla ölümcül yürüyüşe çıkar; üçüncüyü buzdan heykele çevirir; dördüncüyü atar alevlerin içine. Birini yaralar, öldürür ötekini. Aynı anda çakıp sönen bir şimşeğe benzer. Geceleyin saklar şafakta zapt edilecek olan kaleyi. Çünkü dayanılacak güç yoktur karşısında. "