İhsan Oktay Anar’ın Puslu Atlaslar Kıtası romanı, gerçek ile hayalin iç içe geçtiği, dil zenginliği ve sıra dışı kurgusuyla beni etkileyen bir eser oldu. Yazar, okuru yalnızca bir hikâyenin içine değil, aynı zamanda düşlerin ve düşüncelerin sınırlarında gezinen farklı bir dünyaya davet ediyor. Yer yer mizahi, yer yer düşündürücü anlatımıyla dikkat çeken roman; insanın hayalleri, arzuları ve hakikat arayışı üzerine derin izler bırakıyor. Alışılmış romanlardan farklı bir okuma deneyimi sunan bu eser, bitirdiğimde zihnimde uzun süre yaşamaya devam etti.