Duygusal zekaya sahip olmak, seni inciten birinden asla tamamen nefret edememektir. çünkü her zaman onun neden böyle biri olduğunu anlamaya çalışırsın.
Türk Edebiyatının Nobel beklentisi en büyük yazarlarının belki de başında biri olarak görülen Aytmatov ile tanıştığım bu eser beklentilerimin uzağında kaldı diyebilirim. Özümseyemediğim kısımlar mutlaka olmuştur, Best Seller kitaplar ve yazarlardan beklentim ana fikrin ve kurgunun yanı sıra kitabı okumadan önceki ben ve okuduktan sonraki ben arasında farklılığa neden olmasıdır. Bu eserdeki en büyük kazanım, mankurtlaşmanın yıllar boyu süregelen yozlaşmayı nasıl beslediği olacaktır. Orta Asya Türk kültürü, dönemin siyasi baskıları, bozkır, bozkır hayatının yerli yersiz betimlemeleri, sığ ve basmakalıp kurgusu ve hikayesi ile zor da olsa kitabı bitirdiğim için kendimi kutluyorum.
İnceleme değil tespit,
Sade ve apaçık bir Rus elitizminin eleştirisi niteliğini taşıyan eser yanısıra bireyin toplumla olan ilişkisi, yabancılaşması ve bireyselleşme beraberinde yalnızlaşmasını iki karakter üzerinden bizlere anlatıyor.
68 sayfa bir kitap için oldukça iyi diyebilirim, üzerine konuşulur, yazılır, çizilir.
Cumhuriyetin değerleri ile yoğrulmuş Cumhuriyet sonrası yetişmiş Türk elitlerinde de aynı tavrı görmekteyiz. Tıpkı Andrey Yefimiç gibi, halktan, gerçeklikten koparak iç dünyasına göre konum almış Türk aydınının sancısı halen devam etmekte. Bu tabakanın var ettiği elitist kesim bu ülkenin sorunlarını, siyasetini anlamaktan halen daha çok uzak.