acı çekiyorum, endişeliyim, üzgünüm, kederliyim deyip duruyorum ama bunlar ne anlama geliyor ki? ne hissettiğimi açık açık söylesem öleceğim sanki. ne hissettiğimi tam olarak bilmiyorum ama onu açıklayabilecek ne bir isim ne bir sıfat bulabiliyorum.
akrabalarım içinde , yok yok, tüm dünyada en çok onu seviyorum. gözleri görmüyor. bu genç yaşta gözlerini kaybetmek çok zor olmalı. böyle sessiz gecelerde odasında tek başında ne hissediyor acaba? bize hava hoş. üzgün hissettiğinde kitap oku, manzaraya bak, karabulutlar az da olsa dağılsın. fakat o bunları yapamıyor. sessizce duruyor sadece.
"içgüdü" denen şu sözcük karşıma çıkınca ağlayasım geliyor. bu içgüdülerin yönünü ve iradeyle yön verilemeyen gücünü yaşadığım farklı deneyimlerle anladıkça ağlamaklı oluyorum. elimden hiçbir şey gelmediğini görerek umutsuzluğa kapılıyorum. ne reddetmeye ne de kabul etmeye fırsat tanıyan büyük, kocaman bir şey bir anda kafamdan aşağı geçmiş de oradan oraya beni sürüklüyormuş gibi.