Zaman anlayışında şimdi nosyonunu öne çıkaran Augustinus, şimdiye bağlı üç zaman ayırımını şöyle betimler:
Şimdi bana açık gelen şu: Ne gelecek var ne geçmiş. Kesinlikle "geçmiş, şimdiki, gelecek zaman diye üç zaman var" demek de yerinde olmaz. Belki de "üç zaman vardır: Geçmiştekilere ilişkin şimdiki zaman, şimdikilere ilişkin şimdiki zaman ve gelecektekilere ilişkin şimdiki zaman" demek daha doğru olurdu. Çünkü bu üç çeşit zaman zihnimizde vardır, onları başka yerde göremiyorum. Geçmişteki şimdiki zaman bellek; şimdiki zaman doğrudan sezgi; gelecekteki şimdiki zaman da beklenti olarak vardır. Bu şekilde ifade etmeme izin verilirse, o zaman üç zaman olduğunu, evet, üç zaman olduğunu görüyorum ve bunu itiraf ediyorum (İtiraflar, XI. - :XX. / Augustinus, 1999: 117).
Anlamsal niteliği bakımından aktarılabilir olan kültürel ürünler, aynı anlam evrenine sahip insanlar (halk) tarafından anlaşılır ve yorumlanır. Bu yorumlama eylemi, aynı kültürel kodlara sahip insanların karşılaştıkları kültürel ürünün anlamı ile kendi anlam dünyalarındaki yeri arasındaki uyumu tespit etme çabasıdır. Bu bakımdan hatırlama bir yorumsal eylemdir.
Bir topluluğa mensup, bir toplulukla var olabilen insan kü1türel varlığını sürdürebilmek için sonraki kuşaklara ürünlerini aktarmak ister. Bu intikalin temel yolu da hatırlama eylemidir.
Hatırlama salt insan zihninin bir işlevi olarak görülemeyecek denli kapsamlı ilişkilerle meydana gelir: Hem insanın varoluşunu, dolayısıyla da toplumların ve kültürlerin varoluşunu mümkün kılar; hem de bu varoluşun bir anlamının olmasını, bu anlamın sonraki kuşaklara aktarılarak bir gelenek oluşturulmasını sağlar. Kısaca hatırlama insan ve insanla ilgili her şeyin varoluşunu sürdürebilmesi için gerekli zihinsel bir eylemdir.