"Zamanla," dedi Tugay sakin bir sesle. Karşısındaki krallık mensuplarına baş kaldırıyordu. "İlk önce insanlar fısıldayarak konuşacak BL'yi, ardından arabalarınızın camına notlar bırakacaklar, zamanla duvarlarda cümlelerimi göreceksiniz ve gitgide fısıltılar yükselecek, bağırışlara dönüşecek. Bir kişiyi engelleseniz bir başkası ortaya çıkacak, susturamayacaksınız. Zamanla sizinle olanlar bile benimle birlik olacak, sizi bitirecek. Geceleri uyuyamayacaksınız, hatta bir gece vakti yataklarınızda ölü bulunacaksınız ve bunun için beni suçlayamayacaksınız çünkü hapishanede olacağım. Güldüğünüzü biliyorum, gün gelecek gülümseyemeyeceksiniz ve benden kaçacak delik arayacaksınız. Ben sabırlı bir adamımdır."
"Lütfen," diye fısıldadı ricadan ziyade minnet eder gibi. "İşkence çekmemi engelleyebilir misin?" Kalbimin üzerinde bir taş oturdu o an. "Sorun işkence çekmem değil, sırtımda artık yer kalmadı, yaralar iyileşmeden aynı noktalara vuruyorlar ve bu dik duruşumu engelliyor. Bir yolunu bul, mahkumiyetimden önce işkenceleri bitir. Ben her şeyi kabullenebilirim, her acıya tamamım ama dik duruşumu elimden alırlarsa biterim, bu benim yıkımım olur."