Gerçekten eşitlik mi istiyoruz? Kendi iktidar yolumuzu mu inşa ediyoruz?
Öfkemiz sisteme mi yoksa o sistemde edinemediğimiz yere mi?
Gücü elinde barındıran, kural koyucu mertebeye ulaştığımızda da eşitlik bize eskisi kadar cazip gelecek mi?
Sanmıyorum.! Muhtemelen eşitlik ilkesi tozlu raflar arasında unutulmuş satırlardan ibaret olurdu...
Kitap kurgu olarak aslında çok daha iyi işlenebilirmiş. Bir gün uyanıyorsunuz ve devlet diye birşey yok.! Okullar, hastaneler, bankalar vb. Ne düşünürsünüz? Yolunuzu nasıl çizersiniz? İşte yazarımız bunu gemide bulunan mürettebat üzerinden ele almış. Her karakterin aslında hayatta bir karşılığı var güç, iktidar, azınlıklar, apolitikler diye uzar gider bu liste bakış açısına göre. Okuyucuya ucu açık, doldurulmayı bekleyen boşluklarla bezenmiş güzel bir kitap bırakmış yazar. Kısa bir süre de olsa sineklerin tanrısı adadan alınıp gemiye bindirilmiş diye düşünebilirsiniz e olacak o kadar. Kitap bilinçli olarak açık bırakılan kapıları ile yolu istediğimiz kadar uzatabileceğimiz, sonunda da hintli miçolar üzerine bolca konuşabileceğimiz güzel bir son kondurmayı ihmal etmemiş. Keyifli okumalar.