Bağımsızlık Bildirgesi'nin yazarları "insanoğlu eşit yaratıldı" derken, kelimenin tam anlamıyla bir "oğul"dan bahsediyorlardı çünkü yeni cumhuriyetteki bu haklardan kadınlar yararlanamıyordu. Yine, insanoğlu derken "tüm insanlar''ı da kastetmiyorlardı çünkü Siyahların köleleştirilmesi Amerikan ve Fransız devrimlerinden sonra da devam etti. Devrimci burjuvazinin bildirilerinde temel aldığı evrensel ve aşkın terimlere karşın, kurulmakta olan toplumlar çok daha kısıtlıydı. Gereksinilen şey tüm insanların eşitliği değil, eskinin imtiyazlıları olan asillere ilaveten tüccarların, üreticilerin, avukatların ve vergi topla yanların eşitliğiydi. İhtiyaç duyulan özgürlükler; yatırım yapma, mal ve emek alıp satma, ticaret ve iş konularında feodal kısıtla maların engellemesiyle karşılaşmaksızın herhangi bir zamanda herhangi bir yerde dükkan açabilme ve kadınlara, üreme işçileri olarak sahip olabilme özgürlükleriydi.
Yaşadığımız toplumun yapısı, biyolojimizi ve davranışlarımızı büyük oranda etkiler. Acı, hastalık ve ölüm hiçbir zaman son bulmayacaktır ama daha adil ve sağlıklı bir toplumda biyolojimiz de, her şeye rağmen, farklı ve daha sağlıklı olacaktır.
Tıbbileştirme ideolojisi sadece bilimsel ortodoksi ve ilaç şir ketleri tarafından onaylanmış maddeleri kabul eder. Tıbbi açıdan kabul görenler; depresyon için lityum, şizofreni için dopamin azaltıcı ya da multiplskleroz gibi "organik" hastalıklar için üreti len ilaçlardır. Öte yandan, popüler kültür veya diplomasız kişiler -grip için C vitamini, şizofreni için glütensiz beslenme gibi- ken di sihirli mermi çözümlerini sundukları ya da şehir yaşamındaki depresyon vakalarının boya ve benzindeki kurşun nedeniyle art tığını ileri sürdükleri zaman bilim ortodoksisi yaygarayı koparır; uzmanların kendi yöntem ve kuramları, aleyhlerine dönmektedir. Oysa popüler sihirli mermi tedavileri, kuramsal olarak, ilaç endüstrisinin tedavilerinden daha sorunlu değil (daha sorunsuz da değil). Esin kaynakları bakımından indirgemecilere benziyorlar. Belki de bu insanları, egemen ideolojilerin popüler kültürü içinde bir kırılma, Hıristiyanlığın işçi sınıfı ya da Siyahlar arasında benimsenmiş şekli gibi görebiliriz. Bu dini ideolojiler gibi onlar da, ister bir rahip ister ilaç endüstrisi tarafından temsil edilsin, hakim ortodoksiye karşı geliştirilen ve baskıcı inançlardan ve eleştirel muhalefetten meydana gelen çelişkili bir karışımdır.