19. yüzyıl sonu, özellikle yirminci yüz yılda. demokratik güçler ve sosyalist hareket yayılıyor, bilimsel düşüncenin ve materyalist felsefenin itibarı artıyordu: yeni düşüncelere ister istemez kapı larını açan üniversitede spiritüalist felsefe tekelini sürdürmek, burjuva devleti için git gide zorlaşıyordu. 1880'den sonra, artık öğretimde kuvvetli bir elin varlığından söz açılmaz olmuştur. Burjuva diktasının rahat bir utanmazlıkla. üniversite felsefesi halinde tezgahlandığı raporlara -Bonaparte, Cavaignac. Cousin ve Duruy'vari raporlara- artık pek sık rastlanmaz olmuştur.
"Baylar, üniversitenin beraber yaşamayacağı doktrin, materyalizmdir. Üniversitenin onsuz yaşayamıyacağı doktrin ise spiritüalizmdir. Bakan olduğum günden beri gerçek bir felsefenin yani spiritüalizmin öğrenimini sağlamak ve kuvvetlendirmek hazırlığına giriştim
Bu plana göre, en iyi spiritüalist öğretim, katolik papazların yönettikleri seminerlerde verilen derslerle yapılan öğretimdi. V. Cousin 'in sistemini ortadan kaldırnayı amaç edinen bu değişikliğe rağmen, Fortoul, genel öğretimde merhum felsefe dersinin bir kalıntısı olan mantık dersini yerinde bırakmıştır.
İşte imparatorluğun "bağımsız" felsefe ile nasıl askerce bir tutumla uğraştığını görüyoruz. Gerçekte hiç çekinmeden. felsefeyi, burjuvazinin amaçlarıyla bir olan kendi politik amaçlarının yoluna yatırmaya uğraşmaktadır. Bu kesin dönemde, kurullara spiritüalist felsefe yönelimi yerleşirken, felsefenin politika ile hiç bir ilgisinin bulunmayacağını ileri sürerek açık bir gerçeği kabaca inkar etmek olur.