Yaşam, acı çektirmeye dayalı bir oyuna benzer. Her acıdan sonra, eşiğiniz biraz daha yükselir. Acı çekersiniz ama bir sonrakine daha fazla hazırlanırsınız. Dirayet, bunun için icat edilmiş bir kelime.
Kırgınlıklarımızı göstermeyi sevmeyiz.çünkü geçen zamanın ve tükenen hayatın üzerimize döktüğü yorgunluğu acımasızca yaşarken, bazı acılarımız bizi olduğumuzdan daha yaşlı göstermeye yeter. Güçlü durmaktan, yaşamaya çabalamaktan, işleri yoluna koymaktan yorulmuşuzdur; kimseye anlatamayız.
İnsanlara kusursuz görünmeye çalışıyorsun. Kendi kusurlarından kaçıyorsun kabullenip benimseyerek kusursuzlaştırmak yerine yok sayarak yüzleşmeyi öteliyorsun hep. unutma Kimse kusursuz değil ama herkes Öyleymiş gibi davranır.Gerçek yaşamları bir yana aslında hiç olmayan koca bir hayal ürünü sosyal ortamlarda bir de hep kusursuz gibi görünmeye çalışıyorlar. Vücutlarını kusurlarını gizliyorlar;kültürel kusurlarını kısır hayatlarını gizlemeye çalışıyor tıpkı senin yaptığın gibi ve sen her sabah uyandığında önce güneşe koşmak yerine yatağında yarı baygın bir şekilde bu hayali sanal Hayatları izleyerek güne başlıyorsun. önce kendini tanı eksiklerini, zaaflarını nefsini bil.Kendini sev. Kendisini sevmeyen bir insan başkasını sevemez kendinle yüzleşmekten korkma. Gereğinden fazla çaba harcama gerektiği kadar iş, gerektiği kadar eşya, gerektiği kadar insan. Hayatın keyfini çıkarmak için gerekli olanlar hepsi bu..