Başak Cebeli

Başak Cebeli
@Basakcbl
Kör noktanız kalbiniz ise bakış açınızın pek de bir önemi yoktur.
Tarih Öğretmeni
Lisans
İstanbul
Sivas
57 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
10/10
·208 syf.··
2017 25. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2017 02:40
20 sinde gencecik bir kadın, daha küçücük bir bebek ve bütün inancıyla umutlarla dolu ne olursa olsun pes etmeyen bir adam...Türk sinemasına muhteşem solukları getirirken demir parmaklıklar arasındaydı. Dışarda onu bekleyen karısı anası çocukları vardı. Ne olursa olsun umudunu yitirmedi her mektubunda karısına boyun eğmeden yaşamanın , güçlü olmanın, umudu yeşertmenin öneminden bahsetti. Dört duvar arasında okudu okudu okudu, yazdı yazdı yazdı, üretti. Ona demir parmaklıklar taş duvarlar engel olamadı. Karısını çok sevdi onca sıkıntının içinde ona duyduğu o güzel aşkı o kadar güzel anlatıyor ki mektuplarda.ağlamamak elde değil o satırları okurken. Biz ise en ufak bir olumsuzluk karşısında yıkılırken insanlar sonu belli olmayan dört duvar arasında sıkışmış kalmış durumda bile bu kadar umutlu güçlü dimdik inançla inatla kalabilmiş. Keşke daha önce okusaydım keşke... Dediğim bir kitaptı.
Sinema
Selimiye MektuplarıYılmaz Güney · İthaki Yayınları · 2018234 okunma
Reklam
Puan vermedi·68 syf.··
2017 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2017 23:24
İnsan ruhunun en ufak zerresine kadar inmiş duyguları çok çok güzel tasvir etmiş. Bir kadının kendi içinde yaşadığı ve yaşarken kimseye sezdirmediği her şeye rağmen onu hiçbir zaman hatırlamayacak olan bir adama rağmen o aşkı çok güzel sarıp sarmalayışını yansıtıyor. Bunu yaparken de hem heyecanlandırıyor hem sabırsızlandırıyor hem umutlandırıyor hem de yerle bir ediyor. Bir aşkın tüm inceliklerini tüm yükünü tek başına bir kadının nasıl en derinden yaşadığını ben de derinden hissetmiş oldum.mutlaka Tavsiye edilir... :)
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,1bin okunma
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2017 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2017 04:16
Nankördür insanoğlu ona verilen sunulan şahane doğayı tertemiz havayı tabiatı bencilce yok etmekte üstüne yoktur. Hep daha fazlasını ister beton yığınları ister betondan sıkılır sonra o beton yığınları arasından kurtulup doğal yaşam ister ama yine de bilmez kıymet. Keşke bilse. Gölgesinde oturduğu ağacı hiç düşünmeden yemyeşilken keser atar Sanki o seneler seneler içinde büyümemiş kök salmamış gibi. Bu doğayı kendi eliyle kirletir mahveder ama yine de doymaz çünkü dediğim gibi doyumsuzluk insanoğlunun özünde vardır...yazar bir ağacın gözünden insanoğlunun bu doyumsuzluklarını dile getirirken bir yandan da onun hayatta kalma mücadelesini birden bire hayatının nasıl değişebileceğini ölüm denilen o acımasız gerçekle birlikte bir ailenin nasıl darmadağın olduğunu yansıtmış. Savaş denen o illet şeyin nerden geldiği insanlardan neler götürdüğünü betimlemiş. İnsanın olduğu yerde bazen her türlü kötülüğün olabileceğini anlatmış sadece bir gürgenin gözünden. Güzel de yapmış emeğine sağlık...
Edebiyat
Ben Bir Gürgen DalıyımHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20197,5bin okunma