Selimiye Mektupları

·
Okunma
·
Beğeni
·
1096
Gösterim
Adı:
Selimiye Mektupları
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053756972
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Selimiye Mektupları
Selimiye Mektupları
“Sevgili çocuk, demir yürekli kadınım! Korkular, acılar ve zulüm yenilecektir bir gün… İnsanoğlunun yıkılmaz inancı ezecektir vahşeti… Mutlaka ezecektir… İnsanları taş duvarlar, demir parmaklıklar arasında terbiye etmeyi, onların düşüncelerini önlemeyi düşünen anlayış yıkılacaktır… Taş duvarlar, kelepçeler, zincirler, demir kapılar yok olacaktır…

Sevgili… Bahar bütün kuşları, çayırları ve çiçekleri ile geldi… Bahar biziz sevgili, biziz baharı yaşatan… Bahar yeni baharlara varacak içimizde… Ağaç, kuş, çiçek bizimle güzeldir sevgili… Çünkü ona can veren biziz…

Otuz sekiz yaşım, ranzam ve taş duvarım…

Parmaklığım… Kelepçem… Kırlangıç kuşları ve

Oğlum ve karım ve anam… Hepiniz... Merhaba!”

5 Nisan 1974

-Yılmaz Güney

Selimiye Mektupları, siyasi görüşleri ve eylemleri gerekçe gösterilerek 1972-1974 yılları arasında mahkum edilen Yılmaz Güney’in Selimiye Cezaevi’nden eşi Fatoş Güney’e gönderdiği umut, inanç ve aşk dolu mektuplarını içeriyor. Bu mektuplar; taş duvarlar ve demir parmaklıkların düşünmeye, üretmeye, aydınlık yarınlara inanmaya engel olmadığının, umudun yeşerebilmesi için önemli olan tek şeyin boyun eğmeyen bir baş olduğunun altını çizen yiğit bir adamın, Çirkin Kral’ın mektupları.
208 syf.
·18 günde·10/10
20 sinde gencecik bir kadın, daha küçücük bir bebek ve bütün inancıyla umutlarla dolu ne olursa olsun pes etmeyen bir adam...Türk sinemasına muhteşem solukları getirirken demir parmaklıklar arasındaydı. Dışarda onu bekleyen karısı anası çocukları vardı. Ne olursa olsun umudunu yitirmedi her mektubunda karısına boyun eğmeden yaşamanın , güçlü olmanın, umudu yeşertmenin öneminden bahsetti. Dört duvar arasında okudu okudu okudu, yazdı yazdı yazdı, üretti. Ona demir parmaklıklar taş duvarlar engel olamadı.
Karısını çok sevdi onca sıkıntının içinde ona duyduğu o güzel aşkı o kadar güzel anlatıyor ki mektuplarda.ağlamamak elde değil o satırları okurken. Biz ise en ufak bir olumsuzluk karşısında yıkılırken insanlar sonu belli olmayan dört duvar arasında sıkışmış kalmış durumda bile bu kadar umutlu güçlü dimdik inançla inatla kalabilmiş. Keşke daha önce okusaydım keşke... Dediğim bir kitaptı.
208 syf.
·11 günde·Beğendi
1 Nisan 1937 doğumlu Yılmaz Güney'in asıl adı Yılmaz Pütün. Kendi ifadesine göre "Pütün"; kırılması zor, sert bir meyve çekirdeği demek. Güney, topraksız bir köylü ailenin iki çocuğundan biri olarak Adana'nın Yenice köyünde dünyaya geldi. Babası Siverekli Zaza, annesi ise Vartolu bir Kürttü.

1955'te kaleme aldığı "3 Bilinmeyenli Eşitsizlik Sistemleri" adlı öyküsünde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle takibata uğradı ve hakkında dava açıldı.Bu öykü nedeniyle 1961 yılında 18ay hapis 6ay sürgün cezasına çarptırılan Yılmaz Güney’in,
acılarını,özlemlerini,kederlerini,bir nebze de olsa dindiren mektuplarla dolu,sevginin;taş duvarlar,demir parmaklıklar gözetmeksizin hissedilebileceğini anlatan harikulade bir eser...

1974 yılında -Selimiye Cezaevi sonrası- “ARKADAŞ” filmini yaparak kesin bir şekilde tavrını ortaya koyan Yılmaz Güney’in siyasi görüş ve eylemleri gerekçe gösterilerek 1972-1974 arasında cezaya çarptırılmıştır.

Ulaş Bardakçı (Türk sosyalist) 19Şubat 1972’de öldürüldü.17 Mart’ta ben yakalandım diyor ve başlıyor Çirkin Kral Selimiye’nin çetin günlerini anlatmaya...
(unutulmamalıdır;“görülmüşleri”
“görülecektirleri.”)


Yılmaz Güney 36,
Fatoş Güney henüz 20sinde gencecik bir fidan...
N’aparsın,yüreğin ikiye bölüktür,birleşmez bir türlü...

Yılmaz Güney’in eşi olmak beraberinde tüm zorlukları getiriyor bunu biliyor Kitoş.Sevgisiyle,direnciyle,oğlu Junior Yılmaz Güney ile teselli buluyor...”Ben her zaman ‘yalnız’ kalabilirdim.O her zaman ‘ansızın’ gidebilirdi.Her an hazır olmalıyım beklenmedik acılara.Bunları hep bana anlatırdı Yılmaz.Tuhaftır ki öylesine doğal,öylesine rahat anlatırdı ki; adres soran birine gideceği yolu ayrıntılarıyla anlatan bir adam sanırdınız onu...


...”bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin.” cümlesi oturup duruyor karşımda.İnsanları birleştiren çok az şey var iken,neden ayıran çok fazla şey vardır ki?

İnsanlar birbirlerini demir parmaklılar,taş duvarlar ve tel örgülere rağmen;inançla,sabırla,dirençle,özlemle beklerken,neden hissedilmesi elzem olan o duyguyu(sevgiyi) bulmuşken kaybetmeyi göze alabiliyor?

Demir yürekli Kadın’ım,Kader ortağım,Çilekeş dostum;
5 yıl oldu birbirimizi tanıyalı.İki yılı askerlik,on dört ayı mahpusluk,geriye ne kaldı ki? Bir avuç zaman,o da kendimize ayıramadığımız günlerle dolu...


İnsan sevinçleri çabuk unutur,kederleri asla.Sen benim acımsın,kederimsin....
208 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Yılmaz Güney'in 72-74 yılları arasında Selimiye cezaevinde kaldığı süre içerisinde karısı Fatoş Güney ile mektuplaşmalarından oluşan eserde bolca Yılmaz Güney'in karısına ve çocuğuna olan sevgisine tanıklık ediyoruz. Mektuplarında sıkça düştüğü hatalardan yakınmış ve özeleştirisini vermiştir. Cezaevi yıllarında Güney bolca düşünme vakti bulmuş değişmenin yoluna gitmiştir. Mektubun birinde şunu der; "Bir gün, dünya sineması içinde mütevazı ve saygı değer bir yerimiz olacak. Türkiye sinemasını dünyaya ben ve benim gibi düşünenler götüreceğiz." Dediği gibi de olur. Yılmaz Güney Cannes'te ödül alan ilk Türk olmuştur. Türk sinemasını dünyaya taşımıştır.
Bir sanatçının kişisel dünyasını en iyi tanıyabileceğimiz eserler mektup veya günlüklerdir. Bu mektuplar sayesinde Yılmaz Güney'i daha iyi tanıma fırsatı buldum. Yılmaz Güney severlerinin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum.
207 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Selimiye Mektupları, siyasi görüşleri ve eylemleri gerekçe gösterilerek 1972-1974 yılları arasında mahkum edilen Yılmaz Güney’in Selimiye Cezaevi’nden eşi Fatoş Güney’e gönderdiği umut, inanç ve aşk dolu mektuplarını içeriyor. Bu mektuplar; taş duvarlar ve demir parmaklıkların düşünmeye, üretmeye, aydınlık yarınlara inanmaya engel olmadığının, umudun yeşerebilmesi için önemli olan tek şeyin boyun eğmeyen bir baş olduğunun altını çizen yiğit bir adamın, Çirkin Kral’ın mektupları
208 syf.
·Puan vermedi
Ne olursa olsun umudunu yitirmedi her mektubunda karısına boyun eğmeden yaşamanın , güçlü olmanın, umudu yeşertmenin öneminden bahsetti. Dört duvar arasında okudu okudu okudu, yazdı yazdı yazdı, üretti. Ona demir parmaklıklar taş duvarlar engel olamadı.
Karısını çok sevdi onca sıkıntının içinde ona duyduğu o güzel aşkı o kadar güzel anlatıyor ki mektuplarda.ağlamamak elde değil o satırları okurken. Biz ise en ufak bir olumsuzluk karşısında yıkılırken insanlar sonu belli olmayan dört duvar arasında sıkışmış kalmış durumda bile bu kadar umutlu güçlü dimdik inançla inatla kalabilmişti.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Selimiye Mektupları
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053756972
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Selimiye Mektupları
Selimiye Mektupları
“Sevgili çocuk, demir yürekli kadınım! Korkular, acılar ve zulüm yenilecektir bir gün… İnsanoğlunun yıkılmaz inancı ezecektir vahşeti… Mutlaka ezecektir… İnsanları taş duvarlar, demir parmaklıklar arasında terbiye etmeyi, onların düşüncelerini önlemeyi düşünen anlayış yıkılacaktır… Taş duvarlar, kelepçeler, zincirler, demir kapılar yok olacaktır…

Sevgili… Bahar bütün kuşları, çayırları ve çiçekleri ile geldi… Bahar biziz sevgili, biziz baharı yaşatan… Bahar yeni baharlara varacak içimizde… Ağaç, kuş, çiçek bizimle güzeldir sevgili… Çünkü ona can veren biziz…

Otuz sekiz yaşım, ranzam ve taş duvarım…

Parmaklığım… Kelepçem… Kırlangıç kuşları ve

Oğlum ve karım ve anam… Hepiniz... Merhaba!”

5 Nisan 1974

-Yılmaz Güney

Selimiye Mektupları, siyasi görüşleri ve eylemleri gerekçe gösterilerek 1972-1974 yılları arasında mahkum edilen Yılmaz Güney’in Selimiye Cezaevi’nden eşi Fatoş Güney’e gönderdiği umut, inanç ve aşk dolu mektuplarını içeriyor. Bu mektuplar; taş duvarlar ve demir parmaklıkların düşünmeye, üretmeye, aydınlık yarınlara inanmaya engel olmadığının, umudun yeşerebilmesi için önemli olan tek şeyin boyun eğmeyen bir baş olduğunun altını çizen yiğit bir adamın, Çirkin Kral’ın mektupları.

Kitabı okuyanlar 52 okur

  • Asafoğlu
  • Gülşen Yaprak
  • Zînê
  • Rüstem Altun
  • Elif
  • Mahmut elaldı
  • İsmail
  • Ahmet gündüz
  • Burak
  • Mustafa Alkaş

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%57.9 (11)
9
%15.8 (3)
8
%5.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%5.3 (1)