Kısmet Büfesi

8,5/10  (4 Oy) · 
25 okunma  · 
5 beğeni  · 
790 gösterim
"Önceleri, bildiklerini-günün birinde resim yapacağını düşünmeden görüp öğrendiklerini-çizmişti.

İşin, eksizisiz bir at, bir boğa çizmek olduğunu düşünmüş, kaç kez, duvardan çıkıveren, yanına gelen hayvanlarla koşmuştu düşünde. Sonra bakmanın yetmediğini öğrenmiş, kovalayanlara kovalananların (ister insan, ister hayvan olsun) bağırmasına, böğürmesine kulak vermek, bu seslere, bu ölülere eliyle, gözü kulağıyla dokunmak, koşanlarla birlikte terlemek, yara alanlarla birlikte kanamak gerektiğini anlamış, bu sesleri, bu terleri kanları eklemişti yaptığı resimlere.
Daha sonra bunların da yetmediğini öğrenmişti.."
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2013
  • Sayfa Sayısı:
    129
  • ISBN:
    9789753420327
  • Yayınevi:
    Metis Yayınları
  • Kitabın Türü:

Bekledikleri, belki de, sezdikleri ama bilmedikleri bir şey. Ancak, kaygı değil yüzlerindeki. Burası kesin. Yalın, kuru bir bekleyiş içindeler. O kadar.

Bakarsanız , bekledikleri bizizdir. Kendilerini bir resmin içinde görerek onlara varlıklarını kazandıracak olan, karanlıkta kalmış ilgimizdir bekledikleri. Bizim karanlık güzelliğimiz oylumumuzdur. Yani, gerçekliğimiz..

Genellikle kağıttan kesilmiş ‘karaltılar’ yassılığında insanların, ağaçlar, köklerle yaprakların çıldırmış azınlığı içerisinde eridiği, uzayıp kısalarak bitkilere benzemeye başladığı bir dünyada kediler, atlar, horozlar, ama özellikle kediler, saldırganlığın, acımasızlığın en belirgin imi oluyorlar. Yumuşaklığın da...

İster alışıldık, ister alışılmadık olsun, yiyecek yenmeğe yarar; bir kez tadına varıldı mı, hangi bağdan geldiğini artık kimsecikler merak etmez, o yiyecek hep varmış, hep olacakmış diye görülür.
Bu yüzden şaşmak diye bir şey kalmamıştı artık.