"Şerif Mardin'e göre din, bu zihniyet sayesinde insanlara çevrelerindeki dünyayı özel gözlüklerle görmeyi sağlayacak kavramsal görüş imkanları sağlamaktadır. Bir dine has zihniyetin, o dine mensup bireyler arasında paylaşılması veya yayılması neticesinde insanlar günlük işlerini görürken ve hatta tabiatı seyrederken bile bu zihniyetin tesirinde kalırlar."
"İşlevselci bakış açısından din bizim dünyamızı açıklamaktan daha çok, ister bizi toplumsal olarak birbirimize bağlayarak isterse psikolojik ve duygusal olarak destekleyerek olsun, dünyada hayatımızı sürdürmeye yardım etmek için vardır. Sözgelimi ibadet ve ritüeller bizi bir cemaat halinde bir araya getirmek ya da kaos durumunda akıl ve ruh sağlığımızı korumak için yapılır."
Biz Türklerin Mani dini hakkındaki bilgisi Uygur Devleti'nin bu dini kabul etmesiyle başlar. Ancak bu dini yayan Mani'nin hakkında bilgi sahibi değilizdir çünkü ya merak etmemişizdir ya da tarihin tozlu sayfalarında kaldığı için zaman harcamaya değer görmemişizdir...
Ancak bu kitap sadece Mani'nin hayat hikayesini anlatmakla kalmıyor, yaşadığı zamanın çok ilerisinde, çağı tarafından yeterince değer görmemiş büyük aydını sahipleniyor.
Kitapta benim en çok dikkatimi çeken kısım aslında Mevlana ile Mani'nin birbirlerine düşünce olarak ne kadar benzediği. Arada yaklaşık 10yy. olmasına rağmen Mevlana'nın da Mani'den etkilendiğini düşünüyorum. Hatta Mevlana'nın o ünlü sözü olan "Ne olursan ol gel" sözü bu kuşkularımı da kanıtlar nitelikte oluyor.
İçinde yaşadığımız kötülüğün ayyuka çıktığı şartlar düşünüldüğünde insanlara umut veriyor Mani.
Işık BahçeleriAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20254,999 okunma