"Totoca, yeni eve bir daha gittin mi?"
" Yok. Sen gittin mi?
" Önünden her geçtiğimde uğruyorum."
" Niye ki? "
" Minguinho iyi mi değil mi , görmek için. "
" Minguinho da neyin nesi ?"
" Benim şeker portakalı fidanımın ismi."
"Ne güzel bir portakal fidanıymış bu! Hem bak,dikeni de yok. Pek de kişilik sahibiymiş, şeker portakalı olduğu ta uzaktan belli. Ben senin boyunda olsaydım başka şey istemezdim."
.. Kimi insanların ölmesi ne kolaydı. Lanet bir trenin gelmesi yetiyordu. Benimse gökyüzüne gitmem ne kadar zordu. Gitmeyeyim diye herkes bacaklarıma yapışmıştı.. Şeker Portakalı
Gecenin ayazına alışık,ıssız sokaklarda,mezarlıklarda,harabelerde bedenini satan,kimsesiz ama pek çok kabadayıdan daha cesur Cevriye ..
Kalbi İstanbul gibi koskocaman Cevriye ..
Bir hiçlikten , kendini uçsuz bucaksız gökyüzünde parlak bir yıldız gibi ışıldatan bir 'aşka' düşüşün romanı.. Hayatın tüm olumsuzluklarını o'nda unutan.. O' nun yanında ilk defa -var- gibi hisseden Cevriye 'nin romanı.Öyle ki ; yeter ki o yaşasın,ona canım feda diyebilecek kadar da gözü kara ..
.. Karakolda ayna var, ayna var
Kız kolunda damga var
Gözlerinden bellidir cevriyem
Sende kara sevda var
Moryede fosforlu
Sende kara sevda var.. Fosforlu Cevriye