Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
LK MÜSLÜMAN İŞ KADINI VE İKTİSATÇI:
Böyle bir yazı yazabilmeyi bana nasip eden yüce Allah'ıma hamdü senalar olsun.
Bu yazıyı yazarken Hz.Hatice'yi anlatan Nurdan Damla hanımın kitabından yararlandığım gibi, gerek zamanında gördüğüm din kültürü derslerinden, gerek cami sohbetlerinden (vaazlar yada cuma hutbesi gibi) ve yakın zamanda rahmetli olan Ömer Döngeloğlu'nun Önden Gidenler adlı TV programında yaptığı sohbetlerden edindiğim bilgiler ışığında ve çevreden gözlemlediklerim doğrultusunda, kendimce yaptığım geçmiş ve şimdiki zaman kıyaslamasıyla oluşan bu naçizane yazıyı yazmanın gururunu yaşıyorum.
Öncelikle ilklerin keşfedicisi, kadınlar başta olmak üzere tüm insanlığa yaşantısıyla örnek olmuş Hz.Hatice'yi rahmetle ve minnetle anıyorum.
Hz.Hatice kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü cahiliye devrinde 5 kız, 3 erkek olmak üzere 8 çocuklu bir ailenin evladı olarak dünyaya gelmiştir.
Hz.Haticenin doğumu esnasında babası, amcaları ve Mekke'nin ileri gelenleri erkek çocuk gelecek ümidiyle hazırlık yapmış, çalgılı eğlenceler tertip etmiş, heyecanla beklerken bir kızının daha olduğu haberi gelmesi ile baba sersemler ve üzülür.
Hz. Hatice'nin dedesi aldığı haberle hüsrana uğrayan oğluna üzülmesinin yersiz olduğunu, eğlenceye devam edilmesi gerektiğini söyleyerek oğluna destek verir, onu rahatlatır.
Eğlenceye katılanlar arasında bilgin olarak kabul edilen ve saygı duyulan Varaka'da vardır. Bebeğin kız olduğunu öğrenen baba ve Mekke ileri gelenlerine her daim savunduğu kız çocuklarını diri diri gömülmesi olayının yanlış olduğunu tekrar izah eder. Hz.Hatice'nin babasının, dedesinin düşünceleride ve Varaka'nın ki ile aynıdır. O gün yapılan konuşmalar, telkinlerle Mekke'nin ileri gelenleride bu icraatın yanlış olduğuna ikna edilmistir. Böylelikle Hz.Hatice'nin
Kar ve tatil sevinci
Aydınlık evler körler okulun da okurken tüm arkadaşlarla her tatilde olduğu gibi kar tatillerinde de çok sevinçli olurduk. Tatiller özelikle yatılı okuyanlar için öğrencilerin en çok sevdiği durumdur.
Bizim okulda okuyanlardan bazı arkadaşlar elle sayılan parmaklar kadar az da olsa gündüzcü dediğimiz, gündüz okula gelir ve akşam evlerine giderlerdi.
Birde hafta sonları evlerine gidenler vardı. Hafta sonları evine giden arkadaşlar zamanın gelmesini iple çekerlerdi. Cuma’nın gelişini Çarşamba günü öğle saatlerinde 12:00 da "Cuma’nın c harfi geldi" sevinci ile karşılarlardı. Çarşamba’yı Perşembe’ye bağlayan gece 24:00 da "Cu" gelir, Perşembe öğlen 12:00 da "cum" karşılanırdı. Nihayet Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece 24:00 da Cuma’ya hoşgeldin Sevinç’i yaşanırdı. Cuma günü de bu gün gibi aklım da 16:10 son ders sati beklenirdi.
Kar tatili sevinç aylarının başlangıcı olan Kasım ayında başlardı. Meteoroloji haberleri radyolardan hava durumu haberleri ile takip ederdik. Ne zaman hava kapansa puslu hal alsa karın müjdeleyicisi diye sevinirdik. Az gören arkadaşlardan dışarıda kar yağışı başladımı diye sorardık. Kar yağdığı zamanlar gökyüzünün kızıllığı ile yağan karı takip etmeye çalışırdık. Hatta karın ne kadar tuttuğunu anlamak için bahçeye çıkar ne kadar kar yağmış yada yağan karın devam edip etmediğini anlamaya çalışırdık. Saat 21:00 da yatış zilimiz çalar ve herkes koğuşlarına çekilirdi. Bu koğuşlarımız da olduğumuz zaman kar devam ediyorsa merakla camlardan ellerimizi uzatıp karın yağıp yağmadığını kontrol ederdik. Hele ertesi gün sıkıldığın bir ders hatta yazılı varsa kar tatili olması için dua ederdik. Tatil zamanları okulun meşur iç ısıtan tel şehriye çorbası çıkardı. Sabahları çorbayı yememen için 10:00 a kadar uyumayı da çok