Ben ise şimdi yalnızca ölü kederimi hatırlayarak ölü neşemi hatırlıyorum. Fakat hatıra, rüzgâra doğru mırıldayan bir sonbahar yaprağıdır ve sonrasında artık duyulmaz.
Bir zamanlar Afkar antik kentinde, birbirlerinden nefret eden ve birbirlerinin bilgeliklerini küçümseyen iki bilge adam yaşıyordu. Çünkü ikisinden biri tanrıların varlığını reddetmişti ve diğeri de inançlı biriydi.
Bir gün bu ikisi pazar yerinde karşılaştılar ve kendi müritlerinin arasında bir kavgaya tutuştular; tanrıların varoluşları ve var olmayışları üzerine tartışıyorlardı. Saatler süren bir anlaşmazlıktan sonra ayrıldılar.
O akşam inançsız olan, tapınağa gitti ve mihrabın önünde diz çökerek tanrılara kendisinin şımarık geçmişini bağışlamaları için dua etti.
Aynı vakitte tanrılara karşı başkaldırmış diğer bilge adam tüm kutsal kitaplarını yaktı. Çünkü kendisi inançsız birine dönüşmüştü.