"Avustralya'nın uzak bir köyündeki yaşlı köylüler, genellikle üç farklı dil kullanırlar: Warlpiri (kendi yerli dilleri), Kriol (İngilizce temelli bir kreol dili) ve İngilizce. Anne babalar, küçük çocuklarıyla bu üç dil arasında gidip gelen özel bir bebek konuşmasıyla iletişim kurarlar. Sözü geçen çocuklar ise ebeveynlreinden aldıkları bu karma konuşma dilini yerli dilleri olarak alıp üzerine kendi sözdimi kurallarını yapılandırmışlardır. Ortaya çıkan dil, kaynak dillerde bulunmayan yeniliklerle dolu, yeni bir dildir: HAFİF WALPRİ. Örneğin, bir kişinin hem bulunduğu ana hem geçmişine gönderme yaparken geleceğini dışarıda bırakan yeni sözcük "you'm", ebeveynlerin konuşmasında yoktur. Çocukların beyinleri deneyimlerininin hammaddelerini yeniden doğurdukça, köyün dili evrimleşmeye devam etmektedir ve geleneksel konuşmaların yerini kademeli olarak harmanlanmış yeni versiyon almaktadır."
"Beynin farklı kavramları harmanlara konusunda duyduğu heves iletişimimize de yansır. Diller, sözcüklerin harmanlandığı birçok örnek içerir: kahvaltı, hanımeli, kedigözü, okuryazar, Büyükayı, gökkuşağı, fildişi gibi.)
"...birkaç yıl içinde ortaya çıkan dijital müzik, bir iPod'a alabildiği kadar müzik sıkıştırmayı gereklilik haline getirdi. Brandenburg ve ekibi, yokluğun hissedilmeyen frekansları atıp akustik verileri parçalama yoluyla internetteki müziğin çoğuna zemin oluşturan MP3 sıkıştırma yöntemini icat ettiler. Ortaya çıktıktan sonraki birkaç yıl içinde "MP3" terimi, internette en çok aranan sözcük olarak "seks" sözcüğünü geride bile bıraktı."