Yeniden çığlığı bastı, umutsuz ve uzun bir çığlık. Hiçbir şeydi bu. Yalnızca ses. Hepsi de olabilirdi; gezegenlerin bir an birleşmesiyle ses haline gelen zaman ve haksızlık ve keder.
Pencerede durdum perdeler karanlığın içinde yavaş yavaş kıpırdıyor uykuda soluk alan bir insan gibi yüzüme çarpıyor, karanlığa yavaş yavaş soluğunu veriyor yeniden ve artık dokunmuyor.