Batuhan Çetin

Batuhan Çetin
@Batuhanca
Bu günlerde, Roma'nın yağmalanmasının ardından bu dönemi karanlık çağ olarak anmak yerine bir dönüşüm ve süreklilikler çağından bahsetmek modadır. Hal böyle olunca, günümüz akademisyenlerinden birinin güçlü şekilde savunduğu üzere 5 yüzyılda gotlar, alanlar, vandallar ve Hunlar, Avrupa ve Kuzey afrika'yı ezip geçerken gerçekleşen tecavüzün, yamanın ve anarşinin etkilerini abartmak mümkün değildir. Okuryazar düzey dibe vurmuştu; taşyapı neredeyse kaybolmuştu, ki bu da servetin ve hırsın ortadan kalktığının bir işaretiydi; bir zamanlar tunus'taki atölyelerden gelen çanak çömlekleri iskoçya'daki ionaya kadar götüren uzun mesafeli ticaret tamamen çökmüş, yerine sadece gündelik malların satışının yapıldığı yerel pazarlar gelmişti; ayrıca grönland'daki kutup buzullarındaki kirlilikten ölçüldüğü üzere, seviyeler tarih öncesi dönemdeki seviyelere düşmüştü.
Sayfa 53 - Pegasus yayınları·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Plutarkhosa göre İskender, Yunan teolojisinin Hindistan kadar uzak bölgelerde bile okutulmasını sağlamış, bunun sonucunda ise Olimpos tanrıları Asya'da saygı görmeye başlamıştı. Pers diyarında ve ötesinde yaşayan genç erkekler, Homeros okuyarak ve Sofokles ile Euripidesin trajedilerini icra ederek büyürken, İndus vadisinde Yunan Dili ogretiliyordu. Büyük edebi eserler arasında ödünç almaların görülmesinin sebebi bu olabilir. Mesela Sanskrit destanı Ramayana'da sitanin ravana tarafından kaçırılması temasının doğrudan Helenin truvalı Paris tarafından kaçırılmasını yansıtarak İlyada ve Odysseia'ya borçlu olduğu öne sürülmüştür. Etkiler ve ilham diğer yöne doğru da akıyordu; bazı araştırmacılar Aeneis'in de Mahabharata gibi Hint metinlerinden etkilendiğini savunmuştur.
Pegasus yayınları·Kitabı okudu
Hacıların ve savaşçıların, göçebelerin ve tüccarların seyahat ettiği, malların ve ürünlerin alınıp satıldığı, fikirlerin takas edildiği, uyarlandığı ve saflastirildigi yollar üzerinden taşınıyordu. Onlar beraberlerinde sadece refahı değil, ölümü ve şiddeti, hastalığı ve felaketi de bu yollardan getiriyordu. On dokuzuncu yüzyılın sonlarında saygın Alman Jeolog Ferdinand von Richtofen bu genişleyen bağlantılar ağına seidenstraben (ipek yolu) demişti ve bu tabir hâlen kullanılmaktadır.
Pegasus yayınları·Kitabı okudu
Michael Pollen'ın How To Change Yoğur Mind adlı kitabında yazdığı gibi, psilosibin alanların çoğu, deneyimlerini modern biyolojinin mekanistik terimleriyle, beyinlerinde dolanan moleküllerle yorumlamaz. Tam tersine, Pollan'ın görüştüğü birçok kişi "başlangıçta katı materyalist ya da ateist iken, bazıları yaşadıkları mistik deneyimler sonucunda bildiğimizden fazlasının, fiziksel evreni aşan öte bir şeyin var olduğuna dair sarsılmaz bir inanç beslemeye başlamıştı". Bu etkiler bir bilmeceyi de beraberinde getirir. Derin mistik deneyim başlatabilen bir kimyasal, öznel dünyalarımızın altında beynimizin kimyasal etkinliğinin yattığını, ruhsal inançlar ve ilahi tecrübeler dünyasının bir maddeden, biyokimyasal bir olaydan kaynaklanabileceğini savunan hakim bilimsel bakış açısını destekler görünmektedir. Ne var ki Pollan'ın da işaret ettiği gibi bu deneyimler, insanları dinsel inancın özünü oluşturan maddesel olmayan bir gerçekliğin var olduğuna ikna edecek denli güçlüdür.
Sayfa 110 - Domingo Yayınevi 4. Baskı·Kitabı okudu
Tektaş nişan yüzüklerinin tarihi üzerine
Elmaslar eritilemezler ve o anlamda metalaştirilamazlar. Büyük elmas taşlar merak ve hayranlık uyandırmaktan, en önemlisi de kişinin statüsünü sağlamlaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Yirminci yüzyıldan önce yalnızca gerçek zenginler elmas alabiliyordu. Ancak Avrupa orta sınıfının giderek artan serveti, elmas madencilerine yeni bir pazar sağladı. 1902'de dünya elmas üretiminin yüzde doksanını elinde tutan DeBeers şirketi taşların değerini düşürmeden iyice büyüyen bu pazarda nasıl satış yapacağını düşünüyordu. Bu işi kurnaz bir pazarlama kampanyasıyla başardılar: Elmaslar ölümsüzdür sloganını uydurarak, tektaş nişan yüzüklerinin ebedi aşkın gerçek yegane ifadesi olduğu fikrini icat ettiler. Sevgilisini hislerinin gerçekliğine inandırmak isteyen herkesin tektaş bir yüzük alması gerekiyordu; üstelik taş ne kadar pahalı olursa dile getirilen hisler de o kadar gerçek demekti. Muazzam bir başlangıç yapan pazarlama kampanyası milyonlarca eve elmas soktu, bir James Bond filminde ise doruğuna ulaştı: Elmasın yeni üstlendiği romantik aşkın simgesi rolünü yücelten bir Sherley Bassey/John Barry şarkısı filme eşlik ediyordu.
Domingo Yayinevi·Kitabı okudu