Hepimiz bu dünya dediğimiz sert kabuk üzerinde birer misafir değil miyiz?
Biraz yaşayacak
Çokça sevecek
Biraz da sevilecektik
Ve sonra usulca çekip gidecektik.
Hepsi buydu…
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hani insanların kendilerini kaybettikleri, tükenmişlik girdabına kapıldıkları anlar vardır… İşte tam da öyle bir noktadaydım.
Ben de herkes gibi tükenmişliği iliklerime kadar hissediyordum. Fakat içimde, diğerlerinden farklı olarak küçük de olsa bir ihtimal vardı: bir şeylerin değişebileceğine inanıyordum.
Sorun şuydu; bu değişimi nasıl yapacağımı bilmiyordum.
Her şeyin sonuna geldiğimi düşündüğüm anlardan biriydi. Günler birbirine karışıyor, hiçbir şey değişmiyor, içimdeki boşluk giderek daha derinleşiyordu. Acı artık yalnızca bir duygu değil, neredeyse bir yaşam biçimi hâline gelmişti benim için. Kendime yabancılaşmış, karanlığın içinde kaybolmuştum.
Her sabah aynı monotonlukla başlıyordu hayat. Karanlık bir odada uyanmak, anlamsız bir şekilde güne başlamak ve günün sonunda aynı karanlığa geri dönmek...
İçimi acıtan bir döngüydü bu.
Aylar mıydı bu böyle geçen?
Belki de yıllar...
Zamanın ne önemi vardı ki?
Bu döngüyü ya kıracaktım ya da herkes gibi kader deyip hayata ve hayattakilere verdiğim tavizlerle yokluğun girdabında yok olacaktım.