Beyza Ayas

Beyza Ayas
Kitap,Film,Makale,Video,Gezi,Haber... İlgimi çeken,beğendiğim ne varsa başta kendim için ilgilenenlere de faydalanmaları amacıyla paylaşmak içindir sayfam
10 DAKİKA DİREN Şiddetli arzuları kısa bir süre ertelemeyi başarmak onların etkisini önemli oranda azaltır,kimi zaman da tamamen ortadan kaldırır... Bunun için her türlü arzuya karşı 10 dakika erteleme yöntemini kullanabiliriz.Bu,ertelemenin işlevsel halidir ve pozitif ertelemeciliktir. Bizi ayartan bir tatlıyı yemek için,öfkenin yoğun olduğu anda veya coşkun bir mutluluk içinde olduğumuz anda karar vermek için,aklımıza gelen kritik bir düşünceyi paylaşmak için,telefona belirli zamanlarda bakma kararı aldıysak şiddetle hissettiğimiiz telefona bakma arzusuyla baş etmek için,masa başında önemli bir konuyu yetiştirmek uğruna çalışırken gelen uykuya direnmek için veya bir sigara içmek için kendimize 10 dakika zaman tanımak çoğu zaman o arzuların etkisinin kırılmasına neden olur
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir işe başlamadan önce iyi bir planlamanın gerekli olduğu konusunda hiçbirimizin şüphesi olmasa gerek.Ancak buna gereğinden fazla zaman ve enerji harcamak kişiyi yorar,harekete geçecek enerji bırakmaz.Ruhsal ve bedensel enerjimiz sınırlıdır,onu etkili kullanmayı öğrenmemiz gerekiyor.Kendimizi kandırıp yapmamız gereken işlerin detaylarında boğulursak,suyun yüzeyine çıkacak ve kıyıya ulaşacak enerjimiz kalmaz. Bu yanlış tutum kimi zaman da mükemmelliyetçilikten beslenir.Her şeyi dört dörtlük yapma beklentisi bazen bizi hiçbir şey yapamaz hale getirir.Her şeyin mükemmelini arayan insan ulaşabileceği normal şeyleri de elinden kaçırır.
Erteleme davranışı irade konusunda en çok yakınılan sorunlardan biridir.Bu sorunun da arka planında çok çeşitli nedenler vardır.Ancak çözüm konusuna gelindiğinde en etkili ve işe yarar çözüm aynı zamanda en basit olanıdır:Düşünmeyi,beyin patlatmayı,ayrıntılı analizler yapmayı bırakıp bir yerden başlamak. Her zamanki kısır döngü içine girmeden ilk adımı atmak.Uzun uzun düşünmeden sadece harekete geçmek. Bu örüntü bir süre tekrar edildiğinde alışkanlık haline gelir ve kişi ilk zamanlardaki zorlanmayı yaşamadan hızlıca harekete geçer artık. Yapmamız gereken işleri sıklıkla üç nedenden dolayı geciktiririz:Ya o iş gözümüzü korkutuyordur ve başlamak için biraz cesarete ihtiyacımız vardır;ya başlamadan önce çok ayrıntılı planlamalar yaparız ya da basit işleri ertelemecilik alışkanlığından dolayı ortada herhangi bir gerekçe de yokken sürekli erteleyip dururuz.İlk adımı bir şekilde atmak gözümüzü korkutan işin aslında o kadar da zor olmadığını gösterir bize.Burada yapılan hata daha işe başlamadan bütün sürecin zorluğunu düşünüp,ilk anda hepsinin kaygısını kendi omuzlarımıza yüklemektir. Yapmamız gereken şey dikkatimizi ve enerjimizi bulunduğumuz güne,hatta bulunduğumuz dakikalara harcamaktır.Geçmişteki pişmanlıklara ve keşkelere harcadığımız ve gelecekteki kaygılara dağıttığımız o enerji bulunduğumuz âna fazlasıyla yeter. Başka zamanı,başka bölümü,başka zorlukları düşünmek sadece beynimizin bizim için ürettiği bir kaçış planıdır.Bütün bu kaçış ve kendimizi kandırma planlarını reddetmeyi öğrenmemiz gerekiyor.
İrade gücüyle ilgili en önemli yanılgılardan birisi çok plan yapmak,çok düşünmek, çok zihinsel egzersiz yapmaktır.Bazen bu süreç tek başına o kadar yorar ki,kişinin bir süre sonra tasarladığı işe harcayacak enerji kalmaz.Böylece sadece tasarı yapmakla ve düşünmekle kalır.Oysa yapmamız gereken tek şey vardır:Bir yerden başlamak.Eksik de olsa,bizi tatmin eden bir çaba olmasa da bir yerden mutlaka başlamak...Çünkü hepimizin kendi hayatında sıkça tecrübe ettiği bir durum vardır.Ne kadar zorlu görünürse görünsün ilşk adımı attığımız işlerimizin neredeyse hepsi bir şekilde bitmiştir ve bir yerden başlamadığımız işler ise günlerce,haftalarca,bazen yıllarca zihnimizin arka planında sürekli durarak bizi meşgul etmeye devam etmiştir.
Geçen gün evli bir kardeşimle konuşurken şöyle bir şey sordu: “Hocam biz birkaç yıllık evliyiz, hiçbir sorunumuz yok ama hanım sıkılıyor, huzursuz oluyoruz. Aile danışmanlarını vs. dinliyorum pek çoğu 'eşinizle sohbet edin' diyor ama açıkçası konuşacak bir şey de bulamıyoruz.” Bu sorunun içinde çok şikâyet edilen iki şeye cevap vereceğim; Birincisi: Arkadaşa da söyledim, biz 14 yıllık evliyiz, biz de konuşacak bir şey bulamıyoruz. Yeni bir gelişme yoksa beraber yaşadığımız hayata dair birbirimize ne anlatabiliriz? Yeni bir şeyler olursa elbette konuşuyoruz, geleceğe dair ufak tefek planlar yapıyoruz, bazen geçmişi yâd ediyoruz ama bunlar her gün kahve muhabbeti eşliğinde yapılacak şeyler değil. Bu ancak çok yoğun bir çalışma temposu olup eve çok az uğrayan kimseler için bir reçete olabilir. Hafta içi her akşam 18:00'den en az 00:00'a kadar, hafta sonları tamamen birlikte olan ve hayatı rutine bağlamış çiftler için pek mümkün değil. Eşler bu konuda birbirini gereksiz yere itham ediyor. Ben mesela karşı dairede oturan babamla yan yana geldiğimizde bazen selam dışında tek bir cümle kurmadan kalktığım oluyor, kayınpedere gittiğimde aradan bir ay geçmiş oluyor ve kalkarken çenem yorulmuş olarak kalkıyorum. Dolayısıyla “Arkadaşlarınla bir araya gelince çenen durmuyor, eve gelince ağzını bıçak açmıyor” şeklinde yapılan itiraz yerinde değildir. Evlilikte konuşulacak her şey sıcağı sıcağına ve ayaküstü konuşulduğu için çay kahve eşliğinde yapılacak bir sohbet malzemesi birikmiyor. İkincisi: Evliliğinin üç beşinci yılına gelmiş çiftlerin aralarında hiçbir sorun yokken bir huzursuzluk sarmalına girmelerinin sebebi genellikle şudur: Son üç beş yıldır hayatınız sürekli yukarı yönlü sizi memnun eden gelişmelerle dolu; muhtemelen yeni atandınız veya işinizi düzene koydunuz, bir