Türkler, karlı sahalarda güneşin parıltısı gözlerini kör etmesin diye at kılından gözlük yapar ve takarlarmış. Buna boyunduruk gibi "gözündürük" derlermiş. Bu bana, dilin arkeolojiden daha önemli bir kültür hazinesi olduğunu öğretti.
Kitap, yazarın muhtelif zamanlarda çıkarmış olduğu köşe yazılarının derlenmesinden oluşmuş. Bu yüzden verimli olması için bir oturuşta değil de, belli zaman aralıklarında okunması gerektiğini düşünüyorum.
Alıntılar, çıkarımlar çok hoşuma gitti. Yazarın engin bir edebiyat kültürüne sahip olduğunu hissedebiliyorsunuz.
Cemiyetin kaybetmeye yüz tutmuş kavramlarına vurgular yerinde ve dikkat çekici olmuş.
Kitabı çok beğendim, yazarın deneme türünde yazılmış diğer eserlerini de okumak istiyorum.