Sevgilim! Bak bu gece
Kırık kalbine, ince
Bir ok saplı kurbağa
Ölüvermiş gizlice...
Benzi aydan da sarı
Görmeden bak, ilk karı
Dudakları kitlendi
Suya düştü kitarı
Yıllarca vaklamıştı
Neler araklamıştı
Öteki şairlerden,
Aşkını saklamıştı
Boyundan büyük sazı
Mest etmişti bin kazı
Dayandı her kahra da
Çekemedi son nazı
Daha pek genç yaşında
Bin dert vardı başında
Kitarası kırıldı
Kendi mezar taşında
Çık onu ez sevgilim!
Üstünde gez sevgilim!
Ayağın kirlenirse
İşte bir bez sevgilim!
“...yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar, hırsızlığın bir çeşitlemesidir...”
...
Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun. Karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun."
Özellikle Müslüman Arnavutların hemen hepsi Bektaşiydi. Bizi gönülden, yürekten destekliyorlardı. Talat Bey gibi İttihat ve Terakki'nin önde gelen bazı isimlerinin Bektaşi olmalarının da bunda rolü vardı.
Tikveş'te Mustafa Kemal (Atatürk) Bey'le buluştuk. Bize cemiyetin verdiği genel yetkileri kapsayan bir mektup getirmişti. Gece yarısına kadar bütün meseleleri konuşmuştuk. Hepimizin fikri aynıydı: Ya hürriyet, ya ölüm!