"Aydınlar, halkın alev almış düşünceleridir. Aydınlar, halkın beynidir. Kendi aydın insanlarına sahip olmayan bir ülke, acınacak durumdadır. Aydınların düşmanları, yalnızca ahmaklar, cahiller, bir de halka ihanet edenler ve onu ezenler olabilir ve onlardır. Baykuşlar ve puhular karanlığı sever. Onlar ışıktan hoşlanmazlar çünkü gözleri ışıkta kamaşır. Bu yüzden her yerde, her ülkede ve her zaman, baykuşlar ve sırtlanlar parlak düşüncelerden ve aydın bilgiden hoşlanmamışlardır ve hoşlanmazlar."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Snellman, yeni ortaya çıkan Finlandiya'nın genç aydınlarının en iyi temsilcisiydi. Birkaç Finli öğretmen, papaz, hâkim ve memur, halk kitlelerini eğitmek ve aydınlatmak için bir seferberlik başlattı:
—Şehirli kıyafeti giymek, sert beyaz yaka takmak ve modern bir şapka giymek, medeni olmak anlamına gelmez. Aydınlar, milletin beynidir. Millet sizi, iyi bir maaş alıp zamanınızı kahvehanelerde kart ve domino oynayarak öldüresiniz diye eğitmedi. O takdirde siz aydın değil, aydın müsveddesisiniz. Siz, milletin zekâsının, milletin iradesinin ve gücünün, milletin vicdanının uyandırıcısı olmalısınız.
Büyük felaketlerin ya da bir devletin korkunç çöküşünün örnekleri gibi, bazı devletlerin ölçülü, güzel ve parlak örnekleri de yalnızca devlet adamlarına, bakanlara, krallara veya parlamento üyelerine ait değildir. Bu olaylar her bir bireyi, her vatandaşı ilgilendirir: Kadınları ve erkekleri, gençleri ve yaşlıları, köylüleri ve şehirlileri, zihinsel ve bedensel iş yapanları.
Devletlerin gücü ve güçsüzlüğü, milletlerin gelişimi ve geri kalmışlığı, yalnızca yöneticilerin yeteneğine veya yeteneksizliğine bağlı değildir. Yöneticiler -iyi veya kötü, cesur veya korkak, her ne olurlarsa olsunlar- daima milletin ruhunun bir yansıması, halk kitlelerinin bir ürünüdürler. Onlar daima milletin kendisi gibidirler. İşte tam da bu nedenle sıkça denir ki: Her millet, hak ettiği hükümete ve hak ettiği yöneticilere sahiptir.
"Beyaz Zambaklar Ülkesi, hem Türkiye'de hem de Bulgaristan'da, her vatandaşın mutlaka okuması gereken bir ders kitabı olarak pazarlanmıştır. Türkiye'de devlet yönetimi de kitaba ilgi göstermiştir. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yeni baskıları yapılarak okullara dağıtılmıştır. Yeni Türkiye'nin kurucusu Kemal Atatürk, kitabın askeri okullarda zorunlu olarak okutulmasını emretmiştir. Bu bilgi ışığında, General Cemal Gürsel'in yaptığı darbeden birkaç ay sonra, 1960'ta İstanbul'da yayımlanan Cumhuriyet gazetesindeki bir röportajı daha iyi anlamak mümkündür. Darbeyi gerçekleştiren subay grubunun üyelerine, kendilerini en çok hangi kitabın etkilediği sorulmuş ve çoğu Beyaz Zambaklar Ülkesi cevabını vermiştir."
–rae murhu