Bay C

"Cadı, Kilise için üç şekilde tehdittir: Kadındır ve bundan utanmaz. Köylü kadınların kurduğu bir yeraltı örgütünün parçasıdır. Hekimliği deneysel çalışmalara dayanan bir şifacıdır. Hristiyanlığın baskıcı kaderciliği kar­şısında bu dünyada değişim umudu vaat eder."
Sayfa 55 - Pinhan Yayıncılık·Kitabı okudu
Hayata Dair
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
"Cadı-şifacının yöntemleri (Protestan Kilisesi için değilse bile Katolik Kilisesi için) sonuçları bakımından büyük bir tehditti çünkü cadı bir empiristti: Din veya dogmalardan çok kendi duyularına güvenir, deneme ve yanılmaya, sebep ve sonuçlara inanırdı. Yaklaşımı dindarca bir pasiflik değil, aktif şekilde meraklı olmaktı. İster tılsımlar ister ilaçlar yar­dımıyla olsun, hastalıklarla, gebelikle ve doğumla başa çık­mak için çareler bulabilme yeteneğine güvenirdi. Kısacası, onun büyüsü, kendi zamanının bilimiydi. Buna karşın Kilise derin bir şekilde anti-empirikti. Maddi dünyanın değerini yok sayıyordu ve duyulara karşı derin bir güvensizlik besliyordu."
Sayfa 53 - Pinhan Yayıncılık·Kitabı okudu
Hayata Dair
Cadı-şifacılar, çoğunlukla çevrelerinde doktor ve has­tane olmayan, yoksulluk ve hastalıklardan daha kötü şe­kilde etkilenen insanlar için başvurulabilecek tek tıbbi uygulayıcılardı. Cadı ve ebe arasında ise özellikle güçlü bir ilişki kurulmuştu: "Hiç kimse Katolik Kilisesi'ne ebelerden daha fazla zarar veremez" diye yazmıştır cadı avcıları Kra­mer ve Sprenger. Kilise'nin ise acı çeken köylülere önerecek pek bir şeyi yoktu: "Pazar günleri ekmek ve şarap ayininden sonra çok sayıda hasta gelir ve yardım isterdi -aldıkları tek cevap şuydu: "Günah işlemişsin ve Tanrı seni acıyla cezalandırıyor. Ona şükret; ölümden sonraki hayatta çok daha az eza çekecek­sin. Sabret, acını çek, öl. Kilise'nin ölüler için duaları yok mudur?" Yoksulların sefaletiyle karşı karşıya kaldığında Kilise, yüzünü bu dünyadaki tecrübelerin fani ve önemsiz olduğu dogmasına dönüyordu. Ancak ortada bir çifte standart vardı. Zira Kilise, üst sınıf için tıbbi tedaviye karşı değildi. Kral­lar ve asillerin erkek saray hekimleri, hatta bazen papazları vardı. Asıl mesele kontrol etmekti: Kilise'nin himayesi al­tındaki üst sınıf erkek şifacılığı makbuldü; köylü alt kültü­rünün bir parçası olan kadın şifacılığı ise kabul edilemezdi.
Sayfa 50 - Pinhan Yayıncılık·Kitabı okudu
Tarih
Şimdi bu suçlamaların en fantastik olanına geliyoruz: Ca­dılar yalnızca cinayet ve zehirleme, cinsel suç ve gizli anlaş­malarla değil, yardım etmek ve şifacılıkla da suçlandılar. İngiliz cadı avcılarının başını çekenlerden biri şöyle der: "Asla unutulmamalıdır ki sonuç olarak cadıdan anladığı­mız şey yalnızca öldüren ve eziyet edenler değildir; tüm falcılar, büyücüler, hilebazlar ve tüm sihirbazlar; halk ara­sında bilge adam ve bilge kadın denilenlerdir. Bizim tü­müyle iyi olduklarını zannettiğimiz cadılarla aynı sayıda­dırlar; zarar vermeyip iyilik yaparlar, katledip yok etmek yerine koruyup kollarlar. Tüm cadılar, ama özellikle de iyilik yapan cadılar ızdırap içinde ölseydi bu ülke için bin kat daha iyi olurdu."
Sayfa 50 - Pinhan Yayıncılık·Kitabı okudu
Hayata Dair
"Aslında, cadılıkla suçlanan kadınların gerçekten de yerel olarak küçük gruplar kurup buluştukları ve bayram günle­rinde bu grupların bir araya gelmesiyle sayılarının yüzlere, binlere ulaştığını gösteren kaynaklar mevcut. Bazı yazarlar bu buluşmaların paganik dini tapınma etkinliği olduğu tah­mininde bulunuyor. Şüphesiz bu buluşmalar aynı zamanda birbirlerinden haber aldıkları ve şifalı bitkilerle ilgili bilgile­rini birbirlerine aktardıkları toplantılardı. Cadı toplantılarının siyasi bir önemi olup olmadığıyla il­gili elimizde çok az kanıt var ancak dönemin köylü ayaklan­malarıyla hiçbir bağlantıları olmadığını hayal etmek biraz zor. Her tür köylü toplantısı, sırf toplanmış olmaları dolayısıyla bile, Kilise karşıtlarının ilgisini çekebilir, köyler arası ileti­şimi artırabilir ve köylüler arasında kolektivite ve bağımsız­lık ruhunu inşa edebilirdi."
Sayfa 48 - Pinhan Yayıncılık·Kitabı okudu
Tarih