"Tutalım ki üç-dört yaşlarında bir kız vardır, tek başınadır kız ve oyuncak bebeği için bir şapka dikmektedir. Kıza bu işle uğraşırken rastladığımızda, diktiği şapkanın ne cici bir şey olduğunu söyleriz kendisine, onun daha da güzel olması için birtakım önerilerde bulunuruz. Bizim sözlerimiz teşvik eder kızı, yaptığı işte yüreklendirir. Kız elindeki işe daha çok özen gösterir, bu konuda becerisi artar giderek. Ama tutalım ki şöyle söyledik kendisine: 'Bırak iğneyi elinden! Bir yerine batırırsın. Bebeğine şapka dikmenin ne gereği var. Kente indiğimizde senin bu yaptığından çok daha güzel bir şapka alırız, olur biter.' Bu durumda kız şapka dikme çabasına son verecektir. Her iki kızı ilerideki yaşamlarında birbirleriyle karşılaştırdığımızda, birinci kızın sanatsal bir beğeni sahibi olduğunu ve işinden zevk aldığını görürüz; ikinci kıza gelince, ne yapıp edeceğini bilemez bir türlü, kendi eliyle yapıp kotaracağı şeylerden daha güzellerini her zaman para verip satın alabileceğine inanır."