"İnsanın içindeki en eski içgüdü, onu diğer insanlarla ilişki kurmaya iten içgüdüdür. İnsanların diğer insanlara paylaşma duygusuyla yaklaşmaları sonucunda insanlık ileriye gitmiştir. Aile bu paylaşımın büyük önem taşıdığı bir yaşam biçimidir; insanlık tarihinde ne kadar geriye gidersek gidelim, aileler halinde gruplaşma eğilimiyle karşılaşırız. İlkel kabileler, birlikteliklerini kabile üyeliğini somut biçimde anlatan ortak simgelerle dile getirmişlerdir. En yalın ilkel din, bir toteme tapılmasıdır. Örneğin, bir grup kertenkeleye, bir diğer grup ise bir boğaya ya da bir yılana tapmıştır. Aynı toteme tapanlar bir arada yaşamış, toplumsal bir işbirliği içinde çalışmış ve gurubun her üyesi kendisini öbür üyelerin kardeşi olarak görmüştür. Bu ilkel âdetlerin toplum yaşamına mal edilmesi, işbirliğinin ayakta tutulmasında insanlığın gerçekleştirdiği ileri adımlardan birini oluşturmuştur. İlkel dinlerdeki bayramlarda örneğin kertenkeleye tapan bir kabile üyesi öbür kabile üyeleriyle buluşmuş, hep birlikte tarıma ilişkin, vahşi hayvanlara karşı kabilenin savunulmasında ve iklim koşullarında baş gösteren olumsuzluklara ilişkin sorunları konuşup tartışmışlardır."