"There exists a field, beyond all notions of right and wrong. I will meet you there." (Tüm doğru ve yanlış kavramlarının ötesinde bir alan vardır. Seninle orada buluşacağım.) Bu bir tasadüf müydü?
Adı galiba "Mutluluk" olan bir romanda denildiği gibi, biz, bu ülkenin okuryazarları, boşluğa düşen bir trapezci gibiydik. Doğu askısını bırakmış, Batı askısını da yakalayamadan aşağı düşmüştük.
Bu söylem benliğini yitirmeye yüz tutmak değil mi ?
Insanlık tarihi o kadar kompleks bir yapıya sahiptir ki nasıl bir işleyişe sahip olduğunu, sadece tarih ya da kalıntılara bakarak yorum yapma ya da taptıkları nesneleri ortaya koyarak anlamlandırmak sadece yoruma dayalı bir durum olsa gerek. Nasıl ki Maya uygarlığı yılandan korktuğu için 4 taraftan da merdiven yapmış bir sanat eseri ortaya koymuş, bir yandan Yezidilere şeytan varisi diye bir dedikodu ya da yorum yapma teşebbüsünde bulunmuşuz ama Ezidilerin taptıkları melek olduğu inanılan Melek Tavus, ilk başta cennetten kovulduğu binlerce yıl ağıt döküp tekrardan melek olarak kabul edildiği söylenir. Bu olay biraz da Müslümanların yaşadığı bir olay değil mi? Atamız dediğimiz Hz. Adem yaratıldıktan sonra Şeytan'ın Allah c.c karşı koyması ile benzer bir durum vardır. Ama işin garip tarafı Şeytana tapan diye bildirilen Yezidiler insan katliamı ile başbaşa kalmış bir topluluktur.
Neyse, konunun özü ateist, müslüman, deizm, hristiyanlık yada daha birçok dinin tartışılması değil. Asıl olan bu kadar dinin birleşmesi ile ortaya çıkan insan yapımı tarihi eserler, bizden önceki insanlık âlemine ışık tutan tarihî, dini kalıntılar insanlığa değerdir diye bakmak lazım. Önemli olan renk cümbüşlüğüdür. Tek bir din ya da insan topluluğu robotik yaşamdan öteye gidemeyecek kadar basit bir yapıdan ibaret olurdu değil mi? Olaya Multi-cultural(multikültürel) yaklaşmak lazım gelir.
"Kalk Hüseyin kalk, nedir bu uyku, bu derin uyku / Atın ahırda bağlı kaldı / Kuzuların sahipsiz kaldı / Matem bizden uzak olsun / Kalk Hüseyin kalk, nedir bu uyku"