Anlayacaktım ki "Gerçek Müslümanlar" esasında inancını ideoloji haline getiren, bu ideoloji için her türlü ayrımcılığı, istismarı, yolsuzluğu meşru gören, bununla bütün ülkeye zarar verenler değil; dürüst, çalışkan, inancını kendi dünyasında yaşayan, kimsenin hakkını yemeyen kişilerdi. Bir kadeh içki içmekle, bir kadının söylediği şarkıyı dinlemekle, ne bileyim, kravat takmakla yıkılan inanç, aslında inanç değilmiş. İman, insanın kalbinde kurulan hassas bir teraziymiş..