Onurlu Çıkış (İdeolojik Mahalleden Türkiye'ye)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1157
Gösterim
Adı:
Onurlu Çıkış
Alt başlık:
İdeolojik Mahalleden Türkiye'ye
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050947007
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Hepimiz ideolojik “mahallelerde” yaşıyoruz. Ilımlı da olsak, radikal de, belli bir çevreden çıkamıyoruz. “Öteki” kabul ettiğimiz kişilerle iletişim kuramıyoruz. Hatta sürekli çatışıyoruz.Bu ayrımlar, ayrılıklar ister istemez ayrımcılığa dönüşüyor. Ötekiyle diyalog kurmaya yeltenirsek, kendi mahallemizden olanlar şöyle diyor: “Vay! Davayı sattı! Hain! Ötekilere yaranmaya çalışıyor!..” Öteki mahalledekiler ise şöyle diyor: “Kendi mahallesinde tutunamadı, bize yanaşıyor! Kişisel çıkarı için burada! Bizden değil!..”

Sonuç: Mahalleden çıkıp Türkiye’ye geçemiyoruz. Bir bina düşünün, her odada bir grup yaşıyor. Kimse salona inmiyor. Diğerleriyle buluşmuyor. Mesele, odadan çıkıp salona inmekte. Bu, davayı satmak, kendinden vazgeçmek değildir. Türkiye’nin meselelerini hep birlikte, el ele vererek, uzlaşarak çözebileceğimizi kabul etmektir. Salona inersek, kendi mahallemizdekiler de, diğer mahalledekiler de onurumuzu kıracak sözler söylüyor, davranışlar sergiliyorlar. Peki, bu iş nasıl olacak?

Onurumuzu koruyarak kafesimizden, odamızdan, mahallemizden nasıl çıkabiliriz?

Levent Gültekin, kendi macerası üzerinden, “Onurlu Çıkış”ın mümkün olduğunu söylüyor.

Son derece samimi, zihin açıcı ve şaşırtıcı bir anlatımla okura çağrıda bulunuyor, el uzatıyor.



(Tanıtım Bülteninden)
208 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Kitap, yazarın İslamcı düşünceden nasıl çıktığını nasıl çağdaş düşünmeye başlayıp demokrat olduğunu anlatıyor. Aslında Levent Gültekin sadece İslamcıları değil bütün "ideoloji fanatikleri"ni eleştiriyor. Ülkücülerin, Atatürkçülerin, İslamcıların aşırılığını- yanlışlarını cesurca fakat hassas bir üslupla dile getiriyor. Daha doğrusunu söylemek gerekirse bizi demokrasinin ayakta tutacağını, birbirimizi ötekileştirmemizin bize hiçbir fayda katmayacağını anlatıyor.
208 syf.
·3 günde·9/10
Levent Gültekin, önce tartışma programlarında(CNN Türk daha Doğan Grubunun elindeyken), sonra da yazılarını Twitter'dan(Diken haber portalı) takip ettiğim, eskinin İslamcısı şimdinin demokratı bir abimiz...

Muharrem İnce'nin cumhurbaşkanlığı adaylığı üzerine adaylığını geri çeken, bir dönem yurt genelinde halk buluşmalarına giden biriydi. Söylemlerini sevdiğim ancak geçmişinden dolayı tam olarak güvenemediğim(o kadar karanlıktan böyle bir aydınlığa insanlar gerçekten çıkabilir mi?) biri olmasıyla beraber kitabında söylediklerinin hemen hemen hepsine katılıyorum diyebilirim.

Değerli bir arkadaşımın alıntılarıma istinaden söylediği gibi bilmediğim bir şey söylüyor diyemem. Söyledikleri olağanüstü zekice, daha önce söylenmemiş, çok farklı veya pratik çözümler olmamakla beraber yine de değerli ve önemli diye düşünüyorum. Neden? Çünkü toplumun her kesiminin bütünleştirici bir söyleme, bu tarz mesajlara çok ihtiyacı var diye düşünüyorum.

Bunun yanında bu mesajları veren kişinin eski bir "İslamcı" olmasından mütevellit(bu kelimeyi kullandım ya la:)) öz eleştiri yapmasının değerli olduğunu düşünüyorum. Zira herhangi bir hareketten tamamen farklı bir yöne savrulan insanları duymaya da ihtiyacımız var. Bu gibi uçtan uca savruluşlarda aklımıza ilk gelen "kişisel menfaat, davaya ihanet, döneklik(çok afedersiniz)" oluyor. Acaba kişisel menfaat değil de bu insanlar bir şeyleri hatta çok şeyleri fark ettiği için tamamen farklı fikirleri savunmaya başlamış olabilirler mi? İnsanların kafamızdaki şablonlardan tamamen farklı bir yöne savrulması çok rahatsız edici; kendimden biliyorum. Örneğin bir dönemin muhalif ve popüler ekonomisti Yiğit Bulut, "gazeteci" Nedim Şener gibi... (Bazılarınızda ufak bir mide bulantısı oldu mu? Bende oldu vallahi:)) Bu insanları dinlemeli miyiz? İktidara yaslanan, nemalanan bir görüntü çizmelerine rağmen acaba bizler yanılıyor olabilir miyiz?(bu ikisinde bence yanılmıyorumdur:)) Sanırım yine de yanılma ihtimalimizi göz önünde bulundurup dişimizi sıkarak dinlemeye çalışmalıyız. Levent Gültekin de böyle bir ideolojik dönüş gösteren biri. Verdiğim hoş olmayan 2 örnekten farkı nemalanabileceği bir şeylerin olmaması(Acaba muhalefet alanındaki boşluk, başkanlık düşüncesi bir nemalanma alanı olabilir mi?, diye yine de soruyorum) ya da çok daha zor olması . Zira kendisi iktidardakilerin koruyucu kanatları altına girmektense tam aksi yönde bir tercihte bulunan eski bir İslamcı.

Netice olarak özellikle dini bakış açısına sahip insanların okuması gerektiğini düşünüyorum. İçlerinden birinin bu dönüşümü merak uyandırır diye umut ediyorum.

Kitabı değerli kılan bir diğer unsur ise kendisini demokrat olarak adlandıran insanların karşı cenahtaki(vallahi bunu da kullandım:)) algıları öğrenmesi. Mesela laiklik, imam hatiplerin kapatılması, katsayı meselesi vs. Bu olayları, bu kesimden insanlar nasıl algılamış, neler hissetmiş bir nebze de olsa empati kurabilmenizi sağlıyor.

Kitaba ya da yazara getireceğim eleştiri ise yazarın Erdoğan'a yönelik "artistik" diyeceğim bir iki anısına yer vermesi. Ama bütün okuduklarıma bakınca bir yandan Erdoğan'a dayanma, olur alma, onayını alma ihtiyacını geçmişte duymuş olduğunu hissediyorum. Zira bu durumu bir gazete açma düşüncesinde Erbakan ile de yaşamış.

Sonuç olarak samimiyeti konusunda minik şüphelerim olsa da verdiği mesajlar bakımından güzel bir kitap. O yüzden çok fazla alıntı paylaştım, bitene kadar paylaşmaya devam edeceğim.

Güneşli bir bahar gününde, parkta otururken yakınınıza konan minik bir serçenin hopidik hopidik zıplayışını seyretmenin verdiği mutluluk hissini içinizde duyduğunuz bir Keyifli okuma dilerim..
208 syf.
Levent Gültekin, son yıllarda dönüşümünü takdirle takip ettiğim bir yazar. İslamcı camiada yetişmiş, İslamcı olarak büyümüş ama sonrasında bazı şeylerin yanlış olduğunu fark ederek, inancını yitirmeden demokratlığa evrilmiş bir kalem…

Onurlu Çıkış’ta kendi hayat hikayesini anlatıyor. Bunu yaparken de soruyor, sorguluyor, yanlışlarını, hatalarını, doğruya ulaşma çabasını bütün yalınlığı ile anlatıyor.

Ben onun gibi siyasal İslamcı olmadıysam da o cenahtan etkilendiğim pek çok şey oldu. Bu nedenle benzer bir süreci yaşadığımı söylemeliyim. Mesela bugün utançla andığım bir husus var, üniversite yıllarımda kadınlarla tokalaşmamam gibi sosyal tuhaflıklar… Ne kadar da kaba, nezaketsiz ve saygısız bir davranış sergiliyormuşum meğer…

Yine, laiklik konusunda aynı şeyleri düşünüyor, aynı dönüşümü yaşıyoruz mesela.
Sadece laiklik de değil, Gültekin, Atatürk’ten, dindarlık/dinciliğe; siyasal İslamcılıktan iktidar olmaya kadar pek çok konuda fikirlerini paylaşmış.

Ve sonunda onurlu çıkışını, evrensel değerler, insanlık, demokratlık ve kişisel muhasebesine vardırmış; iyi de yapmış…
208 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Türkiye de yaşayan her bireyin okuması gerektiği bir kitap...makalelerini de aynı zamanda bir internet sitesi olan diken den takip ediyorum kendisinin...vatandaş olmak ve yurttas olmak için önerilerinin dikkate alınması gerektiğini düşünüyorumm...
208 syf.
·10/10
Tavsiye üzerine okuduğum bir kitap. ilk önce yazarın imza gününe gidip 2 kitabını temin edip imzalatıp okumaya başladım. Yazarı da ilk defa orda tanıdım zaten. Onurlu Çıkış yapabilen herkese selamlar olsun. Eğer İslami bir camia da yetişiyorsanız kitapta kendinize ait bir çok şey bulacaksınızdır.
208 syf.
·8/10
Dindarla dincinin ayrımını çok güzel anlatmış yazar. Kendisi de daha önce dinci mahallede iken yaşadıkları sayesinde bu mahalleden nasıl çıktığını anlatmış. Levent Gültekin farklı bir bakış açısına sahip ve bu açıdan gördüklerini anlatmada inanılmaz başarılı.
208 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Levent Gültekin inancın ideolojiye dönüşmesi halinde ne denli büyük hatalara neden olacağını anlatmış. Hepimizin mahallerimizde yaşadığımızı ve bu mahallelerden dışarı çıkmayı göze almadıkça ötekini anlayamayacağını, tanıyamayacağını söylüyor. Kendi yaşadıkları çerçevesinde muhafazakar camianın yaşadıklarını ve iktidarla beraber yaşadıkları dönüşümü oldukça güzel anlatmış. Dönemi anlamak ve samimi bir insanın yaşadıklarına tanık olmak için okunması gereken bir kitap tavsiye olunur.
KİTAPTAN BİR BÖLÜM:

...
Sorunun dindarlarda değil,dincilikte olduğu fikri bir anda zihnime oturmuştu.Artık kesin olarak fark etmiştim ki ideolojiye dönüşen inanç bütün mensuplarını çürütmüştü. İnanç insana terbiye vermiyordu. Toplumun genelinde görülen az gelişmişlik neticesinde oluşan açgözlülük, sıra bize gelsin, biraz da biz zengin olalım anlayışını din,dindarlık tedavi edememişti. Az gelişmişlik, kültürel yoksunluk nedeni ile toplumun genelinde sorunlar vardı. Fakat dini terbiye, inanç dindar insanların bu genel çürümeden etkilenmesinin önüne geçememişti. Çünkü din bir işlev görmüyordu. “ Dindar insandır çalmaz","dindar insan haksızlık yapmaz" düşüncesi gerçekliği olmayan bir sanıdan başka bir şey değilmiş. Yani dindar oldukları için ahlaki bir terbiyeye kavuşamamışlardı. ideolojiye dönüşen inanç, inancı da yiyip bitiren bir canavar olmuştu. inanç, işlevini kaybetmişti. Dindar olduklari için ahlaka ihtiyaç duymuyorlardı.
İslam; Islamcıların Müslümanların elinde çürüyüp ufalanmıştı. Bütün Islamcılar hızla, gürül gürül çürümekteydi. İnanç insana ahlak vermiyordu. İnanç bir vaazdan, öğütten başka bir şey değildi. “İyi insan olun", "dürüst olun",”hak yemeyin", "çalmayın" gibi vaazlar vardı ama bunlar insanlara ahlak kazandırmıyordu.
Teori hiç fena değildi ama pratik sıfırdı. Geçmişte cemaatlerde gördüklerim, Islamcılarla ilgili yolsuzluk iddiaları bir film şeridi gibi gözümün önünden geçiyordu. Islamcilik adına korkunç bir şebeke kurulmuştu. Bütün bu "Selamünaleykümler, inşallahlar, maşallahlar Allah'in izniyleler..." hepsi numaradan, palavradan ibaretti.

İdeolojik Mahalleden Türkiye’ye Onurlu Çıkış- Levent Gültekin-s.163
208 syf.
aşırıdan ılımlıya meyletmenin hikayesini anlatıyor onurlu çıkış. yazar, bunu kendi deyimiyle ideoloji, mezhep, milliyet gibi sınırlarla bölünmüş mahallelerden, salonlara yani ortak yaşam alanlarına nihayetinde ortak değerlerin ülkesine çıkış olarak bizlere anlatıyor, gösteriyor. gazeteci kimliğinin de etkisiyle yalnızca olana yorum yapmakla, vaaz vermekle kalmıyor, kendi deneyimleri, yaşantısı, görgüsü ve bilgisi aracılığıyla bizlere aktarıyor. kendi deyimiyle sıradan bir anadolu insanının yaşantısı olabilecek hayatı, bizlere bir dönüşümü, değişimi de anlatıyor. ilkgençliğiyle birlikte başlayan islamcılık hayali, umudu, mücadelesi ve söylemi orta yaşlarıyla birlikte yerini, islamcılığın ve dolayısıyla ideolojoleşmiş inancın mutlak zararlarından öte, laiklik yönetsel tekniğinin faydalarına vurgu yapan bir yaklaşıma bırakıyor. bunun anlatısını, uzun yıllar içinde bulunduğu medya sektörünün yeriyle de son derece anlaşılır şekilde gözler önüne seriliyor. günümüz sorunlarına çözüm yolları için çırpındığı her bir diğer yazısıyla anlaşılan yazar, bunu dini temellere değil beşeri, sorgulanabilir, eleştiriye ve gelişime açık değerlere dayandırıyor. fikirlerinin önemsenmesi bir kenara kendi deyimiyle gençliğini adadığı islamcılığı en şeffaf şekilde ortaya koyuyor. okunası, okutulası bir eser. hayatı, dünyayı romandan anlamak ve tanıyabilmek bir kenara böylesi "takviyeler" kendi topraklarımıza dair bazı gerçekleri, göz ardı edilemeyecek şekilde, göstermeye çalışma gayretindedir.
 iyi okumalar
208 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Insanlar değişebilir .Ama ideolojik değişim ancak bu kadar güzel anlatilabilirdi.Bu kitap yazarın vicdanını rahatlatmak amacıyla yazılmış diye düşündüm ama takdir de ettim bu onurlu çıkışı ..Tüm cikmazdakilere nasip olur umarım
208 syf.
Tünelin ucundaki ışığı görmüş bir yazarın kitabına verdiği bu isim hayatındaki değişime umut olmuş . Kendi hayat görüşünden sıyrılmasına yine kendi mahallesinden insanlar katkı sağlamış. Bulunduğunuz kabuğu kırabilmeniz gerçeklere eleştirel biçimde bakmanızla alakalı.. Bir başkasının hayatına kendi gözlerinizle bakmanız sadece bir ön yargı doğuruyormuş. Her kitapta olduğu gibi ; Bu kitapta da hayat var. Okunulası..
208 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Levent Gültekin'in katı kurallı dincilikten demokratlığa uzanan hayatından kesitleri okurken ne kadar doğru tespitler yaptığını söylemeden geçemeyeceğim. Dava için, dava uğruna geçirilen ömrün ve onca zahmetin bir sanıdan ibaret olduğunu çok geç farkettiğini anlatıyor satır satır. Gerçek Müslümanız diye geçinenlerin, nasıl haksızlıklar yaptığına şahit olan yazar bu anlayış İslam anlayışı olamaz deyip yolunu ayırıyor dava arkadaşlarından. Eşitliğin, insan haklarının ve adaletin mihenk taşları olması gerektiğini söylüyor ki öyle olmayan toplumların yok olması kaçınılmazdır. Türkiyenin ocu bucu mahalleleri değilde tek mahallede bütün görüşlere saygı duyulmasının kaçınılmaz bir gerçek olduğunu vurguluyor. Zevkle okuduğum bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. Ancak ön yargılarınızı masanın bir kenarına bırakıp öyle okuyunuz.
İyi Okumalar...
Kalbi Selamlar...
Din insana ahlâk vermezmiş. Ahlâk başka, din başkaymış.
Hatta dini, inancı ahlâk zannedenlerde tam tersi bir durum ortaya çıkıyormuş. Amin Maalouf, " Bir dinleri olduğu için ahlâka ihtiyaç duymuyorlar" derken haklıymış.
Levent Gültekin
Sayfa 28 - Doğan Kitap
Çok okuyan, iyi eğitim almış insanlar da ideolojik körlük yaşayabiliyor.
Şartlanmış kimseler, baktığı yerde, görmek istediğini görüyor işte.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Onurlu Çıkış
Alt başlık:
İdeolojik Mahalleden Türkiye'ye
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050947007
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Hepimiz ideolojik “mahallelerde” yaşıyoruz. Ilımlı da olsak, radikal de, belli bir çevreden çıkamıyoruz. “Öteki” kabul ettiğimiz kişilerle iletişim kuramıyoruz. Hatta sürekli çatışıyoruz.Bu ayrımlar, ayrılıklar ister istemez ayrımcılığa dönüşüyor. Ötekiyle diyalog kurmaya yeltenirsek, kendi mahallemizden olanlar şöyle diyor: “Vay! Davayı sattı! Hain! Ötekilere yaranmaya çalışıyor!..” Öteki mahalledekiler ise şöyle diyor: “Kendi mahallesinde tutunamadı, bize yanaşıyor! Kişisel çıkarı için burada! Bizden değil!..”

Sonuç: Mahalleden çıkıp Türkiye’ye geçemiyoruz. Bir bina düşünün, her odada bir grup yaşıyor. Kimse salona inmiyor. Diğerleriyle buluşmuyor. Mesele, odadan çıkıp salona inmekte. Bu, davayı satmak, kendinden vazgeçmek değildir. Türkiye’nin meselelerini hep birlikte, el ele vererek, uzlaşarak çözebileceğimizi kabul etmektir. Salona inersek, kendi mahallemizdekiler de, diğer mahalledekiler de onurumuzu kıracak sözler söylüyor, davranışlar sergiliyorlar. Peki, bu iş nasıl olacak?

Onurumuzu koruyarak kafesimizden, odamızdan, mahallemizden nasıl çıkabiliriz?

Levent Gültekin, kendi macerası üzerinden, “Onurlu Çıkış”ın mümkün olduğunu söylüyor.

Son derece samimi, zihin açıcı ve şaşırtıcı bir anlatımla okura çağrıda bulunuyor, el uzatıyor.



(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 145 okur

  • Birsen Arıcı
  • Engin Alp
  • Caner
  • Kerim DAĞ
  • Damla
  • Faik Çelikoğlu
  • Rojj
  • Necmi koç
  • Vedat aydemir
  • rrr

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23.2 (13)
9
%23.2 (13)
8
%21.4 (12)
7
%19.6 (11)
6
%7.1 (4)
5
%1.8 (1)
4
%0
3
%1.8 (1)
2
%0
1
%1.8 (1)