BayX

Kahvaltının hızlı yapılmadığı zamanlardı, kıyafetlerin önem taşımadığı günlerdi. Paylaşmanın almaktan daha değerli olduğu, pastayı eşit paylaşımlara dilimlediğimiz yıllardı. Tribe fazla girmediğin, kimseye fazla küs kalamadığın zamanlardı. Hani illa sevince sevişmek gerekmiyordu, platonik de olabilirdin. Utanırdın, kaçardın. Yine vardı yalanlar ama yakın değildi bu kadar insana, esnaf bu kadar sahtekar, komşularımız bu kadar soğuk değildi. Önemli değildi başkalarının hayatları, neler yaşadıkları. Daha önemliydi babanın maaş günü eve tatlı getirmesi. Halley önemliydi, en yakın bakkal önemliydi, çokokrem önemliydi. İnsanlar bu kadar önemli değildi, benlik bu kadar çirkin değildi, bu kadar aşağılık hiç olmamıştı.
Reklam
Ben hala düştükçe ağlıyorum köşelerde ve babamın beni düştüğüm yerden kaldırıp yaralanan yerleri öpmesiyle her şeyin düzeleceğine inanıyorum... Kırmızı bisikletlerin hala geleceğini düşünüyorum. Ben hala ağlıyorum.
Sürekli geçmişe bakan bir kuş var içimizde mazimize yuva yapmış uçamıyor, kaçamıyor kanatları yok...
Bazı insanlar ürkektir, tedirgindir. Doğumdan bu yana güzel şeyleri sürekli kaçıran bu tipler, kalplerinde hep bir panikle dolaşırlar. Küçükken bile salıncağa doyasıya binemeyip, bindiklerinde bile "Acaba zincirler çıkar da uçar mıyım yoksa düşer miyim?" deyip diğer çocuklar sadece zevkini yaşarken, kendi kendilerini strese sokan bu tipler ilginçti. Hep bir ürküntü, uçurum korkusu, yaşam korkusu... Hep bir düşerimler... Düştüler de...
O çocuksu günler eskide kaldı, o çiçek kokuları, o hayaller, o saflık. Geride kaldı.
Reklam