Türk edebiyatının mahzun çocuğu olan, hikaye ile roman arasında kaybolup giden öykünün elinden tutan ve Türk Edebiyatının Anton Çehov'u olarak nitelendirilen şahsiyetidir Sait Faik. Bedensel sağlığını tamamen ruhsal sağlığını ise ha kaybetti ha kaybedecek bir ruhsal kişiliği yansıtan insanın belki de yaşadıklarına belki de geçmişine isyanıdır bende bıraktığı iz ki yanılmıyorsam bu kitaptan bir müddet sonra vefat ediyor. Yalnışım varsa lütfen düzeltin. Ama okumanızı tavsiye ederim.
psikoloji okuyanlar için keyifli bir kitap. Otel odasına hapsedilmiş ve bilincimizi oluşturan unsurları şahsına münhasır bir dille anlatan keyifli bir eser.
Aslında küçük şey yoktur sözünü gözümün önüne getirdim bu eserde. Kimilerine itici gelen Rus Edebiyatının Dostoyevski,Puşkin, Çehov gibi en önemli edebi dilde de akıcı ve kaliteli olduğunu iddia edebileceğim bir isim. Dönemin şartlarını gözünüzün önüne getirip insanların küçük şeylerden de mutlu olabileceğini gösteriyor. Kitaptaki Akakiy Akakiyeviç bir roman kahramanından çok gerçek hayattaki portrelerden birinin kitaba yansıması.
Kısa kelimelerle bir kitap yazılabilecek cümlelere sahip kitabı burada gezinirken keşfettim. Dünyaya öyle güzel bir hediye bırakmış ki Cengiz Numanoğlu bunu tek taraflı görmeyenler ancak anlayabilir. İki dünyamız var onun penceresinden bakıldığında geçiçi olan ve ebedi olan. Her bir satırı her iki dünyaya bir mesaj niteliğini taşıyor. Okunabilecek fiziksel olarak ağır görsel olarak sade ama mesaj olarak son derece kaliteli bir kitap.
20.yüzyılın psikolojik edebiyat ürünlerinden biri olduğu iddia edilir. Klasik edebiyatın ruhsal dünyasını da yansıtır. Yazarın monologlarla süslediği açlık teması üzerinden kişisel açlığa da vurgu yaptığı eserin behçet necatigil imzasıyla tanınmasının etkili olduğunu düşünüyorum. Çoğu kişi farklı izlenimlere sahip olmuş bence eserin amacı da zaten bu. Zihinsel dünyanızda farklı pencereler açabilecek bu çalışmayı okumanızı öneririm.