Bazı romanlar vardır, okurken ilerlemezsin; roman seninle birlikte düşünür. Eve Dönmenin Yolları tam olarak bunu yapıyor. Alejandro Zambra burada yalnızca bir hikâye anlatmıyor; hikâyenin nasıl anlatıldığını, hatta anlatılamadığını da anlatıyor. Üstelik bunu yaparken yazar, romanın içine girip “Ben bu romanı yazıyorum” demekten hiç çekinmiyor. Üstkurmaca dediğimiz şey de tam olarak bu noktada devreye giriyor: Kurmaca ile onun mutfağı aynı sayfada karşılaşıyor, hatta çay içiyorlar.
Roman boyunca bir yandan çocukluk, aile, hafıza ve suçluluk duygusu konuşulurken; diğer yandan yazarın bu konuları yazmaya çalışırken yaşadığı tereddütler de anlatının parçası oluyor. Okur olarak bazen bir sahnenin içindeyiz, bazen de o sahnenin neden yazıldığını tartışan zihnin.
“İyi ki Gittin” Travması
Kitabın en sarsıcı (ve bir o kadar da ironik) anlarından biri, anlatıcının yirmi yaşında evden ayrılmasının ardından annesinin söylediği o cümle:
“İyi ki bizim yanımızdan ayrıldın; sen gittikten sonra kavgalar kesildi, iyi anlaşmaya başladık.”
Bu cümle bir anne tesellisi mi, yoksa farkında olmadan söylenmiş bir varoluş tokadı mı, karar vermek zor. İnsan ister istemez şunu soruyor:
Ebeveynler, çocukların varlığıyla mı daha çok kavga eder, yoksa çocuklar ebeveynlerin çözemediği gerilimlerin tanığı mı olur?
Zambra bu soruya cevap vermiyor; zaten roman boyunca yaptığı şey cevap vermemek. Bunun yerine okuru, çocukken yaşanan huzursuzlukların yetişkinlikte hafıza kırıntıları, eksik cümleler ve suçluluk duygusu olarak nasıl geri döndüğünü göstermeye davet ediyor. Çocuk anlatıcıların sessizliği, yetişkin anlatıcının kelime bolluğuyla telafi edilmeye çalışılıyor — ama nafile.
Üstkurmaca: Roman Yazarken Roman Yazamamak
Yazarın roman içinde roman yazması, teknik bir numaradan çok etik bir mesele