Bengü

Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Herkes ait olduğu şehirde, en sevdikleriyle olabilse keşke...
"Sürüklenip gidiyorsun," dedi Susan, "cümleler kurarak. Balonun ipi gibi yükseliyorsun, kat kat yaprakların arasından, gitgide yukarılara, ulaşamayacağım yerlere. Duraklıyorsun şimdi. Eteğimi çekiştirip arkana bakıyorsun, cümleler kuruyorsun. Benden kaçtın. İşte bahçe. İşte çit. İşte Rhoda, patika, kahverengi çanağında taçyapraklarını iki yana sallıyor. "
Edebiyat
Theodor "gelecekteki cellat" olmayla "gelecekteki kurban" olmanın aynı derecede aşağılayıcı olduğunu gördü, böyle değerlendirecek olursa, bu nesilde ya da bir sonrakinde terörün yaratıcısı ya da kurbanı olmaktan çekinenlerin neredeyse eşdeğer bir korku ve hatta panik duyduklarını anladı. Sanki insan olmanın her iki koşulunda da (kurban ya da cellat), (kökenleri karanlık olan) eşdeğer bir utanç vardı, bu utanç simetrik ve orantılıydı. Eş olmanın bir başka biçimi.
Cepten yere düşüp de unutulan bir nesne gibi kaybolmazdı öğrenilenler. Kimse mutsuzlar arasındaki farkı anlasın diye devamlı mutluluğun sergilendiği bu ilksel etiği unutmazdı. Bir mektup Georg Rosenberg'in genel düzenini ve temizliğini bozmak için ideal bir araçtı. Dışarıdan selam veren biriymiş gibi, her mektup delinin hayatında geriye dönüş anlamına gelirdi. Mektupta gelecekten söz edilse bile, söz konusu olan zihinsel bir süreçti: bir zamanlar burada, dışarıda olduğunu hatırla ya da daha iyisi, onu unutma. İşte mektubun anlamı buydu: Unutma!