Adı:
Kudüs
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055340520
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Jerusalém
Çeviri:
Pınar Savaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Korkunun ve deliliğin sınırında yaşayan iki sevgili, vahşetin tarihi
üzerine çalışan bir doktor ve onların kesişen yazgılarını sonsuza dek
belirleyecek bir gece. Gonçalo M. Tavares’ten insanın karanlık yüzüne
korkusuzca bakmayı başarabilen özgün bir anlatım.

“Kudüs, Batı edebiyatının büyük eserleri arasında yer almayı hak eden
önemli bir kitap... Gonçalo M. Tavares’in henüz 35 yaşında bu kadar iyi
yazmaya hakkı yok: İnsanın onu dövesi geliyor.”
José Saramago

“Portekizli bir Kafka.
Bu enfes kara romanı özetlemek imkânsız. Akıl ve delilik, korku ve
alay, saçmalık ve ciddiyet arasındaki sınırları bulandırmaktan bir an
bile vazgeçmiyor. ”
Le Figaro

“Genç romancı Gonçalo M. Tavares’ten, kendi, yepyeni yaratısıyla
yeniden şekillendirmek üzere dünyayı parçalara ayırdığı büyük bir
armağan. Her kitabı gerçekliği daha iyi gözlemlememizi sağlayan birer
kaleydoskop... Kudüs, bunu en iyi başardığı kitabı, insanın acılarına
eğilen özgün, derin ve zekice kotarılmış bir başyapıt... Günümüz
dünyasındaki yabancılaşma üzerine çok yönlü ve etkileyici bir dram.”
Alberto Mangue
Gonçalo M. TAVARES – Kudüs

Nereden başlamalı yorumlamaya bilmiyorum. Aslında doğrusu şu ki, hangi doğru cümleleri kurmalı, bıçak sırtı. Toplumsal delilik ve bireysel delilik arası ince bir çizgi. Birbirinden farklı olan karakterler ve bir şekilde bu karakterlerin birbirleri ile olan bağlantıları. Harika bir kitap okudum ve etkisi çok derin oldu.

Esere gelecek olursak; ‘’Sen kimsin?’’ sorusuna yanıt arayan bir doktor ve ‘’Sen Kimsin’’ sorusuna yanıt verecek olan bir kadın… Dingin bir zekâ örneği bu eser. Ve biraz da melankolik ve de her şeye hazırlıklı…

Gonçalo kesinlikle ona verilen unvanı yaşatıyor; ‘’Portekizli Kafka’’ …

Eser 32 ana bölümden oluşan ve her bölümün de farklı bölümlere ayrıldığı, farklı karakterlerin hikayelerin anlatılması şeklinde düzenlenmiştir. Eser de aynı cümlelerin farklı sayfalarda tekrarı da okuyucuya bilinçaltı bir durum oluşturuyor.

Eğer psikolojiniz sağlam değilse ya da sert bir esere hazır değilseniz bu eserden uzak durun. Fakat şunu da hatırlatmak isterim ki eserin baskısı yok, bulduğunuz yerde alın çünkü bir gün mutlaka okumak için elinize alacaksınız ve kendinizi Gonçalo’ya teslim edeceksiniz. Kitabı okurken çoğu yerde durup düşündüğüm, derin derin nefes aldığım çok oldu. Nefesinizi kesen nefes veren bir eser.

Savaş ve vahşet var eserin merkezinde. Savaş sonrası psikolojisi var. Savaşın insanları nasıl etkilediği ve ruhlarına nasıl dokunduğu yer almaktadır.
Bu eseri okumanızı çok isterim çünkü insanlığa birçok hissiyat kazandıracağını hissediyorum. Ayrıca ‘’Kudüs’’ eseri ‘’Ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap’’ listesinde de yer almaktadır.

Tek sıkıntı şu ki kitabın adı neden ‘’Kudüs’’? Bu soruya yanıt alamadım, sadece kitapta şu cümlede geçiyor Kudüs sözü; ‘’Seni unutursam, Kudüs, sağ elim kurusun.’’ Merak ettiğim bir durum bu. Gerçi 149.sayfada bir ipucu var fakat yine de bende tam netleşmedi eserin adı.

Ve kitapta en sevdiğim cümle şu oldu; ‘’Kötü günlerimi telafi etmek dünyanın görevidir.’’

Jose SARAMAGO’nun dediğine sonuna kadar katılıyorum; "Kudüs, Batı edebiyatının büyük eserleri arasında yer almayı hak eden önemli bir kitap... Gonçalo M. Tavares'in henüz 35 yaşında bu kadar iyi yazmaya hakkı yok: İnsanın onu dövesi geliyor."

Herkese keyifli okumalar dilerim edebiyat sever güzel insanlar.
Dr. Gomprez (felsefe)ve Dr. Theoor'un (tarih)psikolojik sorunları olan kişiler üzerindeki çalışmalarını anlatan kusursuz bir tarih, felsefi bir kitap. Dönemsel bir iyileştirme olacağı gibi sonsuz iyilestirelemez durum söz konusu "delilik" kendi varoluşunun sorusturması: kabullenme, kusursuz bir disiplin ve düzen içgörüsü. Insanlar rutin ilaclanmis. Bunun için analitik mantık yürütme yok. Topluma ıstırap veren ve ıstırap çektiren faktörün varoluşu tarihin bitmediğini gösteriyor. Ikıncı varoluş yenilik ile sorunlarınçözümlenebileceğini de gösteriyor bu kitap. Her karakterin sıra dışı bir yaşamı var. Iki kurban kaas'in ve hennrick'in katilinin kim olduğunu da çözmeye çalışıyorsunuz. Olay örüntüleri kendini kurban et, odullendirileceksin, 'değiştirebileceğiz' inancı mı karakterleri bu hale gelmiş. Cevaplanacak bir sürü soru?
Cepten yere düşüp de unutulan bir nesne gibi kaybolmazdı öğrenilenler. Kimse mutsuzlar arasındaki farkı anlasın diye devamlı mutluluğun sergilendiği bu ilksel etiği unutmazdı. Bir mektup Georg Rosenberg'in genel düzenini ve temizliğini bozmak için ideal bir araçtı. Dışarıdan selam veren biriymiş gibi, her mektup delinin hayatında geriye dönüş anlamına gelirdi. Mektupta gelecekten söz edilse bile, söz konusu olan zihinsel bir süreçti: bir zamanlar burada, dışarıda olduğunu hatırla ya da daha iyisi, onu unutma. İşte mektubun anlamı buydu: Unutma!
Bir toplama kampında bulunduktan sonra hayatta kalan biri şöyle demişti: "Normal insanlar her şeyin mümkün olduğunu bilmiyorlar. "
İyileşmek sadece belli alışkanlıkları bir yana bırakmak değil, onları yeniden kazanacak yolu da unutmak anlamına geliyordu.
Theodor "gelecekteki cellat" olmayla "gelecekteki kurban" olmanın aynı derecede aşağılayıcı olduğunu gördü, böyle değerlendirecek olursa, bu nesilde ya da bir sonrakinde terörün yaratıcısı ya da kurbanı olmaktan çekinenlerin neredeyse eşdeğer bir korku ve hatta panik duyduklarını anladı. Sanki insan olmanın her iki koşulunda da (kurban ya da cellat), (kökenleri karanlık olan) eşdeğer bir utanç vardı, bu utanç simetrik ve orantılıydı. Eş olmanın bir başka biçimi.
İnsanlar yanlış saptamanın ardından (bir deli!) deli olmadığını anlayacaklardı, eninde sonunda normal insanların yaptığı bir şeyi yapıyor olacaktı, ama mantığın kıyısında gezindiğini anlamak için bir bakış yeterliydi, dehşete düşmesi için bu ihtimali düşünmesi yeterliydi.
Insanın önündeki günü nasıl gecirecegine karar verdiği günler. Yıllarca bunun tam tersi içgüdüyle yaşamıştı; kabullenme, kusursuz disiplin ve düzen içgüdüsü. Önündeki gün çoktan hazırlanmis ilaclanmis. Ve ne kadar çabalarsa çabalasin george rosenberg deki geçmişi ernestin hastalığının henüz kendini göstermediği gelecekteki güya özgürlük yıllarda izini bırakırdı. Kafası hem kendisi hem başkaları acısından güvenli sınırlar içindeydi ama halâ aydinlatamadigi bir sürü şey vardı. Iç dünyasının muhasebesini bitirmemişti. Kafadaki düşünceler kontrol dışı kargaşa yaratıyordu. Ernest te analitik mantık yürütme henüz yoktu ve onları birbirinden ayırmak imkansız değilse bile zordu.
Vahşetin tarihi tarih'in belirleyici özüdür ve tüm tarih normallik sergiler, normal olmayan hiçbir şey yoktur. Bir elekrodiyogramin sayfalarının o insanın sağlığını yada hastalığını anlamamiza izin vermesi gibi , bende çalışmalarının sonucu olarak grafikte sadece bir insanın, bir bireyin değil, insanların tümünün hastalığını ve sağlığını göreceğim; insanın en belirleyici rezil davranışlarının tümünü ortak noktasını göreceğim. Bundan daha azi yada daha fazlası değil. Yeni bir başlangıcın, ikinci tarihin eşiğinde miyiz?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kudüs
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055340520
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Jerusalém
Çeviri:
Pınar Savaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Korkunun ve deliliğin sınırında yaşayan iki sevgili, vahşetin tarihi
üzerine çalışan bir doktor ve onların kesişen yazgılarını sonsuza dek
belirleyecek bir gece. Gonçalo M. Tavares’ten insanın karanlık yüzüne
korkusuzca bakmayı başarabilen özgün bir anlatım.

“Kudüs, Batı edebiyatının büyük eserleri arasında yer almayı hak eden
önemli bir kitap... Gonçalo M. Tavares’in henüz 35 yaşında bu kadar iyi
yazmaya hakkı yok: İnsanın onu dövesi geliyor.”
José Saramago

“Portekizli bir Kafka.
Bu enfes kara romanı özetlemek imkânsız. Akıl ve delilik, korku ve
alay, saçmalık ve ciddiyet arasındaki sınırları bulandırmaktan bir an
bile vazgeçmiyor. ”
Le Figaro

“Genç romancı Gonçalo M. Tavares’ten, kendi, yepyeni yaratısıyla
yeniden şekillendirmek üzere dünyayı parçalara ayırdığı büyük bir
armağan. Her kitabı gerçekliği daha iyi gözlemlememizi sağlayan birer
kaleydoskop... Kudüs, bunu en iyi başardığı kitabı, insanın acılarına
eğilen özgün, derin ve zekice kotarılmış bir başyapıt... Günümüz
dünyasındaki yabancılaşma üzerine çok yönlü ve etkileyici bir dram.”
Alberto Mangue

Kitabı okuyanlar 11 okur

  • Buğlem Öner
  • Özlem Bahar
  • HASAN İNAL
  • Esat dinç
  • cicoretti
  • DESTİNA ÖYKÜ
  • Rıdvan Yavaş
  • Muhammet TUNÇ
  • bastianikalesindekipisi
  • Bengü

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.9 (3)
9
%28.6 (2)
8
%28.6 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0