Erich Fromm Sahip Olmak ya da Olmak
Erich Fromm antropolog,sosyal felsefeci,tarihçi ve psikanalist.Yani çok yönlü bir bilim insanı diyebiliriz.
Hal böyle olunca da kitaplarında da ele aldığı konuları birçok yönden inceliyor.
Yazardan okuduğum ikinci kitap bu daha önce Sevme Sanatı'nı okumuştum onu da tavsiye ederim.
Sahip Olmak ya da Olmak iki varoluş biçimi aslında.
Sahip olmak,maddesel bir varoluş biçimi insanın elindekilerin üstünde egemenlik kurmak ve onları dilediğince kullanma,hep daha fazlasını ele geçirme isteği ve bunu hayatın amacı haline getirmesi diyebiliriz.
Olmak ise hiçbir şeyi elde etmeye çalışmadan her şeyi kendi bütünlüğü,gelişimi içinde sevmektir.
Örneğin kırda dolaşırken bir çiçek gördüğünüzü düşünün onu koparır hayatına son verirseniz bu bir sahip olma hırsıdır.Sahip olma hırsıyla hareket eden insanların sevgisi geçici ve zarar vericidir.
Çiçeğin güzelliğini toprağından ayırmadan seyretmek o an onu orda gördüğü için mutlu olmak da bir "olmak" biçimidir.
İşte Erich Fromm bu kitabında sahip olmak ya da olmak biçimlerini din,ekonomik sistemler,siyaset ve sosyal ilişkiler gibi birçok başlık altında inceliyor.
Bana çok şey katan ve düşündüren bir kitap oldu Erich Fromm okumalarına devam edeceğim.
Biraz gotik edebiyat ama çokça kadın edebiyatı ögeleri barındıran bir kitap Rebecca kadının aşkı arayışı,dayatmalar karşısındaki duruşu farklı iki uç örnek üzerinden ustalıkla işlenmiş.
Kitap 1938 ulusal kitap en iyi kurgu ödülünü almış peki bu muhteşem kurguya bir de birlikte bakalım;
Maximilian De Winter Monte Carlo'da tatil yapmaktadır.Sosyete camiasından seçkin insanların olduğu bir gruba dahildir ve bilirsiniz o grupta herkes herkesi tanır.
İngiltere'de Manderley isimli soylu ailesinden kalan malikâne de yaşamını sürdürmekte olan bu orta yaşlı adam bir yıl önce eşini elim bir kazada kaybetmiştir.
Kitabın anlatıcısı ise aynı otelde Bayan Von Hopper isimli yine "sosyeteden"bir kadının bakıcılığını yapan genç bir kızdır.Von Hopper gribe yakalanınca 10 gün otel odasında istirahat etmesi gerekir ve bu süre zarfında Maximilian ile anlatıcımız(ismi kitapta açık bir şekilde verilmiyor)
yakınlaşır ve evlenmeye karar verirler.Kız kuşkusuz adama aşık olmuştur ama adamın kızı ne kadar sevdiği şüpheli.
Kahramanımız Manderley gelini olmuştur artık ama evliliği süresince bir noktaya kadar kocasının eski karısının hatırlarıyla mücadele etmek zorunda kalır.O nokta neresi mi ?Olayların tam da düğümlendiği nokta.
Betimlemeleriyle nefes kesici,ağızda acı çikolata tadı bırakan bu romanı muhakkak okumalısınız.
RebeccaDaphne du Maurier · İthaki Yayınları · 2020969 okunma