”Ne garip! Burada Türk bayrağı, orada İran bayrağı. Bu toprakları şu dikenli teller mi ayırıyor? Oysa şu ağacın kökü bu tarafta, dalları öbür tarafa sarkmış, ağacın umurunda değil.”
İnsan toplumu yetmiş yüzyıldan beri,yüce ve ebedi yasaların anlamını artık kavrayamayacak kadar kokuşmuş yasalara boyun eğdi.Artık mumların cılız ışığından başka bir ışık görmemeye alışan insanın gözleri güneş ışığına bakamaz oldu;gelip geçen kuşaklar ahlaksal kusurları ve kötülükleri bir zayıflık olarak değil de, Tanrı’nın Âdem’e bağışladığı içkin bir armağan olarak kabul ettikleri için,bunlara tahammül ettiler ve birbirlerine aktardılar.
“Aşkın uzun bir dostluktan ya da sürekli bir ilişkiden doğdunu sanmak yanlıştır.Aşk manevi bir kaynaşmanın meyvesidir.Eğer bu kaynaşma bir anda olmazsa,değil bir yılda,yüz yılda bile oluşmayacaktır.”