“Esir Şehir” serisinin üçüncü ve son kitabı “Yol Ayrımı”. İlk kitap “
Esir Şehrin İnsanları
Esir Şehrin İnsanları”nda, biraz tesadüfen de olsa Kuvayi Milliye safına geçen zengin paşazade Kamil Bey üzerinden Kurtuluş Savaşı’nın başlangıç yıllarını, İstanbul’un işgal altında olduğu ve Anadolu’daki mücadelenin henüz yeni filizlendiği o dönemi öğrenmiştik. İkinci kitap “
Esir Şehrin Mahpusu
Esir Şehrin Mahpusu”, Anadolu’da Kurtuluş Savaşı sürerken Kamil Bey’in cezaevindeki hayatı üzerinden dönemin halkını, yaşayışını, değerlerini tanıtmıştı bize. Son kitap “Yol Ayrımı” ise 1930larda, bu sefer ikinci kuşak gençlerin hayat hikayeleri eşliğinde, savaş kazanıldıktan ve cumhuriyet kurulduktan sonra yaşananları önümüze seriyor.
Serinin ilk romanı 1956 tarihli. İkinci kitap 1961 yılında yayınlanıyor. Bu incelemenin konusu olan “Yol Ayrımı” ise 1971 tarihli; üstelik Kemal Tahir’in sağlığında yayınlanan son eseri. Yazarın son kitabını okuduğunu bilmek okuyucuda, sanki, yılların birikimini yansıtan hüzünlü bir veda mesajı okuyormuş hissi yaratıyor…
Öncelikle söylemeliyim ki bence serinin bu son kitabının ilk kitaptan tam 15 yıl sonra yayınlanmış olması, Kemal Tahir’in anlatımına da yansıyor. Cesur yazarımızın cesaretini çok daha fazla hissettiğimiz bir eser bu; yeni kurulmuş cumhuriyeti ve çok partili hayata geçiş macerasını, “yer kapma”, “keseyi doldurma” kavgalarını ve “devlet faşizmi”ni bu kadar açıkça eleştirebilmesi -her zamanki gibi- takdire şayan. Ama aynı zamanda daha görmüş geçirmiş, daha bilge bir hali var yazarımızın; daha az öfkeli, daha az kinayeli ve kahramanlarına karşı daha anlayışlı.
"İnsanın başına bu memlekette her şey gelir, bunların en önünde akıl almaz alçaklık, en sefil kişisel çıkar, en korkunç aptallık vardır. Sonunda, en yüksek makama çıkmışlar için