”Türkiye’de her şey olabilirsiniz, ama bir tek şey olamazsınız, rezil olamazsınız,” demiştim. Unuturlar çünkü. Hafızaların 24 saate ayarlı olduğu bu ülkede isteseniz de rezil olamazsınız!
Öncelikle, memlekette her şeyin bu kadar kolay ”olunmasıyla” ilgili bir şeydir bu. Her şeyin bu kadar kolay ”olunduğu” bir ülkede, rezil olmak elbette imkansız hale gelir. Her şey bu kadar kolay olunuyorsa, ”sahiden” bir şey olunamıyor demektir.
Üzerinde ”Su Tesisatçısı” yazan bir tabela ve birkaç aletle bir dükkân açabilir, insanların evlerini berbat ede ede bir zenaat öğrenmeye çalışabilirsiniz, bunun için sizden hesap soracak kimse yoktur. Kültür dünyasındaki karşılığı da farklı değildir bunun: Bir yayın organında üst üste birkaç eleştiri yazın, kısa sürede ”edebiyat eleştirmeni” ya da ”sinema yazarı” olursunuz. İstanbul’un otopark köşelerini kapanlarla, gazetelerde köşe kapanlar arasında ciddi bir fark olduğunu sanıyor musunuz? İstanbul’da trafiğe çıkıp Taksim’i bilmeyenlerin şoförlük yaptığı bir ülkede, elbette Tansu Çiller ve benzerleri de başbakan olacaktır. Türkiye’de tek bir yasa vardır: Birleşik kaplar yasası! Ya da yerli bir deyişle ekmek kadar köfte!
Birilerinin hesap sorması, başarısızlıklarınızın, yanlışlarınızın ya da yolsuzluklarınızın hatırlanması mümkün değildir. Geçmiş kimseye yük değildir Türkiye’de. Kurum, şirket, marka, banka batıranların aynı sektörde, aynı makamlara hem de daha yüksek maaşlarla gün gelip oturması işten bile değildir. Kayıp değerler, bulanık vicdanlar kısa zamanda başarıya tahvil edilir. Arsızlık, ısrar, dayatmacılık, ilkesizlik herhangi bir şey olmanızda yeterlidir.
Hafızayı diri tutan adalettir
Bu nedenle memleketimizde insanların her şeyi zamana bırakması, bir yaşama bilgeliği, bir olgunluk belirtisi olmaktan çok, unutturma kurnazlığına