Şimdi tüm dürüst insanlar çıldırmış durumda. Yalnızca, vasat ve yeteneksizler yaşamdan keyif alıyor. Fyodor Dostoyevski
Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil. Fuzuli
#253733155
İşletme yöneticilerinin acı verici bir şekilde öğrenmiş oldukları şey, bireylerin rakamlara indirgenemeyecek olduklarıdır. İyi bir şekilde ölçülen hedeflerin en iyi uygulayıcısı olan Peter Drucker bile değerlendirme eyleminin sınırlarının farkındaydı.
Drucker şöyle demişti: "Bir yöneticinin ilk rolü kişisel olandır. İnsanlarla olan ilişkidir. Karşılıklı güven tesisidir… Bir topluluğun yaratılmasıdır." Ya da Albert Einstein'ın dediği gibi;"Sayılabilen her şey önemli değildir, tıpkı önemli olan her şeyin sayılamayacağı gibi."
Birçok kişi, gerçek dünya fiziğinden başlayarak neyin gerçekten mümkün olduğunu anlamaya çalışmaktansa, bazı şeylerin imkansız olduğunu düşünme eğilimindedir.(Larry Page)
Yapısal hedef belirleme sürecinin atası olan Edwin Locke, hedeflerin zorluğu ve başarı durumu arasında kantitatif bir korelasyon üzerine bir düzine çalışma yapmıştır. Çalışmalar oldukça geniş bir yelpazedeki alanlarda yapılmıştı ancak Locke sonuçların "çok açık" olduğunu belirmişti: "Hedef ne kadar zor olursa, performans da o kadar yüksek olur..Çok zor hedefleri olan denekler hedeflerine, çok kolay hedefi olanlardan çok daha az ulaşabilse de ilk grup ikinciden çok daha iyi bir performans düzeyine sahipti." Çalışmalar uzak hedeflere sahip çalışanların sadece daha üretken olmadıklarını, aynı zamanda daha motive ve işe kendilerini daha vermiş olduklarını ortaya koymuştur: "Belirli zorlu hedefler koymak aynı zamanda göreve olan ilgiyi artırmak ve bir eylemin zevkli yanlarını keşfetme insanlara yardım etmek anlamına gelir."