“Bağışlayın babacığımı, bağışlayın!" diye yalvarırken neler çektiğini bir Tanrı, bir de ben bilirim. Bizim çocuklar; sizinkiler değil, bizim, hor görülen, ama gene de soylu dilencilerin evlatları henüz dokuz yaşlarına bastıkları zaman bu dünyanın gerçeğine ererler. Zenginler bunu mezara kadar başaramaz. Benim İlyuşka, şehir meydanında herifin ellerini öperken tam o dakikada, gerçeği olduğu gibi anladı. Bu gerçek onun içinde çöreklenip artık ömrünün sonuna kadar rahat vermeyecektir.
Yıllar yılı buyruk kulu olmaktan çok çekmiş, sonra, birdenbire sivrilip kendini göstermek hevesine kapılmış bir adam hali vardı. Daha doğrusu, size vurmak için can atan, bir yandan da sizden dayak yemekten ödü kopan birisine benziyordu.