Ah, aciz ve hain kelimeler, siz birer cansız işaretten başka nesiniz? Etten ve kemikten bir elin, tahtadan veya madenden bir aletle düz ve boş kağıt üzerine çizdiği cansız ve aciz işaretler… Size ne akılla ruhumuzun sırlarını teslim ederiz?
Söylemek… Issız bir bahçenin en kuytu bir yerinde, ya da bir gece vakti bir deniz kıyısında, yalnız bir ses, yalnız bir tatlı ses, ahenkli ve uzun bir ses haline girip ona bütün duygularını, acılarını, şüphelerini, endişelerini anlatmak, anlatmak.
Ahmet kerim de, her şeyden önce unutmak istiyordu. Kendini unutmak, gideni unutmak şimdiye kadar bildiği, yaptığı, gördüğü şeylerin hepsini unutmak istiyordu.
Hürriyeti kendi kanları pahasına zorla almasını bilmeyen milletlerin hürriyete layık olmadıkları gerçeğini bir kere daha en gür sesiyle bu ikiyüzlü, vefasız halkın yüzüne çarptıktan sonra artık sonuna kadar susmak istiyordu.